FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

Tunç Çağının Gizemli Kadınlarından Günümüzün Sanatçı Kadınlarına…

Tunç Çağının Gizemli Kadınlarından Günümüzün Sanatçı Kadınlarına…

Tunç Çağının Gizemli Kadınlarından Günümüzün Sanatçı Kadınlarına… kapak

Dr. Öğretim Üyesi

Her yılın 8 Mart tarihinde “Dünya Emekçi Kadınlar Günü”nde aklımıza gelen kadınlar, aslında insanların topluluk olarak yaşamaya başlamasından bu yana tarihin akışını değiştirmekte önemli rol oynamışlardır. John Berger, “Sanatta Direniş” kitabında kadınları Po nehrine benzetir, “Po belki dünyanın en dişi nehridir.” der ve devam eder. Po nehri öngörülemezdir, daima yönünü değiştirir, menderesler yapar, NORMLARI REDDEDER. Po nehrinin düzenli tekrarlar ve öngörülemezlikten oluşan sere serpe bir hikâyesi vardır. Mil yığar. Denizi ileri iter. Yatağı yükseldikçe yükselir, sonu gelmez sel tehlikesinin sebebi budur. Yüzeyde durgundur ama derinde görünmeyen, müthiş akıntıları vardır. Po suları toplayıp götürür, bereketli hasatlar sunar. Berger bu sözleriyle kadınların değişebilen, gelişebilen ve kendisiyle birlikte ait olduğu toplumu da dönüştürebilen iç dinamiklere sahip özelliğini anlatmış olur.

Kadın uygarlık tarihi boyunca yaratıcı ve üretken, asi ve devingen, ait olduğu toplumda hep yeniyi arayan, haklarına sahip çıkan, sorunlara çözüm bulan özelliğiyle her zaman öne çıkmıştır.

Tunç Çağının Gizemli Kadınlarından Günümüzün Sanatçı Kadınlarına… görsel 2

Willendorf Venüsü

Kadınların bilinen ilk, dünyayı değiştirme gücü Tarihöncesi Neolitik çağında başlamıştır.

Tarihin o çok uzak günlerinde, Güney Avusturya’nın Willendorf yakınında, Geç Yontma Taş Çağına tarihlenen 11 cm yüksekliğinde, kireç taşından yapılmış, koyu kırmızı renge boyanmış bir kadın heykelciği bulunuverdiğinde insanoğlu sanatta KADIN formu ile tanışmış oldu. Üreme organlarının abartıldığı bu küçük heykelcik bir şeyler anlatmak istiyordu. Sonrasında Cilalı Taş devri veya Tunç Çağı olarak da adlandırdığımız Neolitik dönemde, yaşadığımız coğrafyada yani Anadolu topraklarında taştan yontulmuş, pişirilmiş kilden yapılma çok sayıda kadın heykelciklerine ve kadın biçimli idollere rastlandı. Kimdi bu kadınlar, neden neolitik çağın insanları çıplak kadın heykelcikleri ve idolleri yapmışlardı? Yazının olmadığı insanların kendilerini ürettikleriyle anlattığı dönemlere ait buluntular arkeologlar için çok değerliydi. Neolitik dönemin en fazla buluntusu da küçük kadın heykelcikleriydi. Birçok veriyi, buluntuyu birbiriyle ilişkilendiren bilim insanları bu bilmeceyi çözmeye çalıştılar.

Tunç Çağının Gizemli Kadınlarından Günümüzün Sanatçı Kadınlarına… görsel 3
Tunç Çağının Gizemli Kadınlarından Günümüzün Sanatçı Kadınlarına… görsel 3-1

Fotoğraf: Oya Abacı

Ankara Anadolu Medeniyetleri

Müzesinde sergilenen Ana Tanrıça heykelciği

Ana Tanrıçalar

Avcı-toplayıcı göçebe yaşamdan ilk köylerin kurulmasıyla yerleşik düzene geçen Neolitik çağın insanlarının önemli değişimi olan tarım devriminin baş aktörüydü kadın. Avlanan Erkek gücüne karşın, kadınlar doğanın verdiği bitkileri, meyveleri toplamak, toprağı eşerek besinlerin yumru köklerini çıkarmak sırasında toprakla haşır neşir olmalarından dolayı tohumların yeniden filizlendiğini keşfettiler. Kadınların bu keşfi ile birlikte yaşam koşulları değişmişti. Göçebe yaşamdan tarım yapan köylülere dönüşmüşlerdi, bu dönüşümde kadınların yaratıcı ve üretici gücüyle olmuştu. Kadın dişiydi, kadın anneydi, kadın evinde çalışandı, kadın tarlada çiftçiydi ama en önemlisi kadın tarıma geçmiş toplumların bereket sembolüydü. Kadın nesne değil çağının öznesiydi.

Fotoğraf: Oya Abacı

Ankara Anadolu Medeniyetleri

Müzesi- Kadın İkiz İdoller

Arkeoloji bilimi somut kanıt ister ama yazılı kaynak olmasa da tarım ve kadın doğurganlığının bir ilişkisi olduğu da göz ardı edilemezdi. Kadın heykelciklerinin oturma odasına bitişik tahıl ambarlarında bulunmuş olması, onların tarımın bereketini arttırmak üzere oraya konulmuş olabileceğini düşündürttü. Arkeoloji biliminin zamanın insanları tarafından, toprağın bereketi ile kadının doğurganlığının özdeşleştirilmiş olabileceği yorumuna varılmasına neden oldu. Günümüzde Ana Tanrıça kültü diye adlandırdığımız çoğunlukla tahtta oturan, bağdaş kurarak göğüslerini tutan şişman ve çıplak üç boyutlu kadın heykelcikleri, dönemin evlerinin saygın bir köşesinde, tahıllarını korudukları kilerlerde evin bereketi ve bolluğunun teminatı, kötülüklerin evden uzak durmasını sağlayan bir inanç nesnesi görevindeydi. Peki zamanın kadınlarının hepsi mi şişmandı yoksa yaratıcı düşünen insan bolluk ve bereketi temsil etmesinden dolayı özellikle mi kadınların doğurganlıklarını vurgulamak için şişman betimlemişti. Galiba bu heykelciklerin sanat diye nitelendirilmelerinin nedeni de budur.

Figürinlerin yanı sıra Neolitik dönem Anadolu insanın, nazardan ve kötü ruhlardan korunmak için koruyucu bir nesne olarak boyuna asılabilen soyutlanmış yassı kadın figürleri, yani idolleri de kullandıklarını biliyoruz. Halen nazar boncuklarını üstümüzde taşımaz mıyız?

Tunç Çağının Gizemli Kadınlarından Günümüzün Sanatçı Kadınlarına… görsel 4

Tomur Atagök Ana tanrıçalar

Sanatının temasını 1980’lerden bu yana kadın ve kadın sorunları oluşturmuş olan kadın sanatçılarımızdan geçen yıl kaybettiğimiz Tomur Atagök, sanatçı duyarlığıyla ilk çağın emekleriyle yaşamı değiştiren kadınları görmezden gelmemiştir. Toplumsal sorunlara duyarsız kalmayan sanatçı ilkçağın bu cesur kadınlarını tuvallerine taşımıştır. Sanatçının İş Bankası Sanat Galerisinde 2020 yılında açılan “Döngüsel İzler” adını verdiği retrospektif sergisinin kataloğunda Dr. Susan Plat, Tomur Atagök için “hem Türkiye’de hem de uluslararası kültürlerin kadınlarını toplumsal ve özel bağlamda mercek altına almıştır” diye yazar.

Tunç Çağının Gizemli Kadınlarından Günümüzün Sanatçı Kadınlarına… görsel 5

Dilara Oktar Gürses

Bir diğer kadın sanatçımız Dilara Oktar Gürses, Kadının gücünü, adaletini, yaratıcılığını, yeniliği, verimliliğini, emeğini, değişimi, dönüşümü….vurgulayan “KİBELELER-İM” serisi ile kendi ana tanrıça figürleriyle Tunç Çağı’nın gizemli kadınlarını güncele taşımıştır.

Tunç Çağının Gizemli Kadınlarından Günümüzün Sanatçı Kadınlarına… görsel 6

Serap Murathanoğlu Eyrenci

Çöplük Kraliçesi

Figüratif sanatın önemli temsilcilerinden olan ressam, akademisyen Serap Murathanoğlu Eyrenci, insanın insan olma ve insan olamama hallerini hicivsel yaklaşımının hâkim olduğu üslubuyla harmanlayıp resimlerine taşıyan kadın sanatçımızdır. Sanatçının belleğinde depoladığı çok insanı vardı. Sokakta, otobüste rastladığı, hele ki vapurda onca sene karşısında oturan her türden, her kişilikten, bütün renkleriyle, bütün ifadeleriyle, biçimden çok özlerini gözlemlediği insanları arasında, türlü kadın yaşantılarını da betimlemiştir.

Tunç Çağının Gizemli Kadınlarından Günümüzün Sanatçı Kadınlarına… görsel 7

Nur Koçak

Fetiş nesneler kopyası

Kadına farklı bir bakış açısı da Türkiye’nin ilk Hiperrealist (foto-gerçekçi) sanatçısı Nur Koçak’tan gelir. Nur Koçak “Fetiş Nesneler, Nesne Kadınlar” temalı eserlerinde kadın olmadan kadını ele alması, kadının nesneleşmesine eleştirel bir yaklaşım getirmesi açısından bence bu yazıda anılmaya değer.

————————–

Bu yazı 2021 yılında Edebiyat ve Sanat online dergisinde yayınlanan “Sanatta Yolculuk” yazı serisinden alınmış ve yazarının izniyle yayınlanmıştır.

Fotoğraf: Oya Abacı

Ankara Anadolu Medeniyetleri

Müzesinde sergilenen Ana Tanrıça heykelciği

Fotoğraf: Oya Abacı

Ankara Anadolu Medeniyetleri

Müzesinde Kadın – İdol

Fotoğraf: Oya Abacı

Ankara Anadolu Medeniyetleri

Müzesi Kadın – İkiz İdoller

Serap Murathanoğlu Eyrenci

Çöplük Kraliçesi

Tuval resmi

Nur Koçak

Fetiş nesneler

Fotoğraf Sahir Abacı

Tomur Atagök

Ana Tanrıçalar

Fotoğraf Oya Abacı

Dilara Oktar Gürses

Kibeleler-im

Willendorf Venüsü