FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

Cinsiyetci Ahtapot Bakışı

Cinsiyetci Ahtapot Bakışı

Tijencim Köln’de güneşli bir günden merhaba, kapak

Cinsiyetci Ahtapot Bakışı

Tijencim Köln’de güneşli bir günden merhaba,

Burada güneş o kadar ender ki çıktığı anda herkes kendini don gömlek dışarı atıyor, daha şubat ayında olsak bile. Dışarısı buz, ama kimin umurunda. Kış güneşi her yeri ışıl ışıl aydınlatırken insanları da mıknatıs gibi kendine çekiyor. En güzeli de cıvıl cıvıl öten kuşlar. Herkes bahar hazırlığı içinde. Bir kaç gündür hava pırıl pırıl, o kadar ki geçenlerde Nurten’le birlikte pizacıya gidip bahçede sımsıcak güneşin altında keyif yaptık. Şimdi de yürüyüşe çıkacağım. Norbert hastanede kontrolde, Maria da mutfakta peynirli poğaça ve kurabiye hazırlıyor, öğlenden sonraki okuma tiyatrosu konuklarıma.

Tijencim Köln’de güneşli bir günden merhaba, görsel 2

Çocuğa cinsiyetçi bakış

Sana çocuğa cinsel taciz ve aile içi şiddet konusunu ele alan Hatırlayamadıklarımız romanımdan geliştirdiğim Okuma Tiyatrosu projeme Köln’de devam ettiğimi anlatmış mıydım? İstanbul’da bu proje Mayıs’ta sona eriyor ne yazık ki ama burada Köln Tovak Tiyatro Atölyesi oyuncularıyla daha yeni başlıyor. Haftalardır evimde toplanıp saatlerce prova yapıyoruz. Tovak’ı biliyorsun. Benim Memleketimden Kadın Manzaraları oyunumu tiyatro eğitimcisi Orhun Şemin’in yönetiminde radyo oyunu olarak uyarlamışlardı. Dinlemedinse mutlaka dinle, internette bulabilirsin, çok başarılı bir çalışma. Şimdi de herkeste büyük bir heyecan, 8 mart Dünya Kadınlar gününde ve 27 mart Dünya Tiyatrolar gününde gösterilerimiz olacak. Epstein rezaleti ortaya çıktıktan sonra konu daha da güncelleşti. Bir araya geldiğimiz, çalıştığımız bu prova saatlerini çok seviyorum. Aslına bakarsan hedeften çok süreci seviyorum ben ama tabii varmak istediğimiz hedef de çok önemli. Bizlere bol şans dile. Başarılı olursak bu İstabul’dakinden de daha uzun süren bir proje olarak gelişir. Sonuçta bu alanda bir duyarlılığın oluşması çok önemli.

Tijencim Köln’de güneşli bir günden merhaba, görsel 3

Dün eskiden öğrencim ve asistanım olan lise öğretmeni arkadaşım Sadife ile birlikteydim. İlginç bir şey keşfetmiş: Google’a Almanca olarak kız okul öğrenci (Schulmaedchen) yazdığında okul üniforması giymiş birbirinden seksi kızlar ortaya çıkıyor, erkek öğrenci (Schuljunge) yazdığında ise sırt çantalı küçük erkek çocukları sergileniyor. Bu resimlerde cinsiyetçi toplumun ürettiği fanteziler net bir biçimde ortaya çıkıyor. Erkekler çocuk olarak, oldukları gibi gösterilirken kızlara cinsel bir anlam yükleniyor. Bu hiç dikkatimi çekmemişti, ama bence çok tipik. Sonunda kız çocuklarına ve kadınlara cinsiyetçi bakış Epstein skandalına kadar uzanan bir duruşu göstermiyor mu?

Sanatta cinsiyetçilik

Tijencim konuştuğumuzda bana kış aylarında eve kapandığında yazacak bir şey de bulamadığını, üretici olamadığını söylemiştin. Ama kendine ait bir zaman bulduğun anda bütün dünya sana açılıyor. Önemli olan merak ve heyecanını yitirmemen, yani kendini tüketmemen, inan ki hangi koşullarda olursa olsun bu senin elinde.

Benim merakım ve heyecanım ise hiç bitmiyor. İnan ki aç bir kurt gibiyim. Kış aylarında eve kapanınca Arte Mediyatek’ten sık sık dünyada ne olup bittiğini gösteren belgeseller, röportajlar izliyoruz. Afrika’da neler olup bitiyor? Güney Amerika’da kadınlar erkek şiddetine karşı nasıl bir direniş içindeler? Mısırlı sanatçılar kendi ülkelerinde olup bitenlerle nasıl bir hesaplaşma içindeler ve İran’da kadınların direnişi ne tür sonuçlara yol açtı? Trump’ın Amerikasında göçmenler ve sığınmacılar nasıl bir baskı altındalar? Çin’de gençler nasıl yaşıyorlar, neredeyse bütün dünyayı görmek, anlamak istiyorum.

Tabii sanatçılar ile ilgili belgeselleri de sık sık izliyoruz. Geçenlerde 19.yüzyılda yaşamış kadın sanatçı Paula Menderson Becker ile ilgili bir belgesel izledik. Resimlerini sergilemeye başladığında takma bir erkek adı kullanıyor. Bu adla çok kısa sürede yıldızı parlıyor. Basın yeni bir dehanın doğduğundan söz ediyor, sanatı kelimenin tam anlamıyla göklere çıkartılıyor. Bir sergiden diğerine çağırılıyor. Ama bir gün takma sanatçı erkek adından vazgeçip de gerçek adını açıkladığında herkes şok… Ondan sonra da basın onu yerden yere vurmaya başlıyor. Sanat dünyası onu dışlıyor. Nasıl olur da bir kadın elinin kiriyle böyle işlere girişir zihniyeti. Aldatılma duygunun tetiklediği öfke de olmalı işin içinde.

Hamnet

Bu ay sadece Hamnet filmine gittim. Shakespeare’in yaşamından bir kesit eşi Agnes’ın bakışından anlatılıyor bu filmde. Bu açıdan da toplumsal cinsiyetin izlerini görüyoruz. Shakespaere tiyatroda çalışırken Agnes eve kilitlenmiştir. Çocuklarını bin bir zorlukla dünyaya getirmesi, hastalandıklarında yanlarında sabah akşam nöbet tutması, biri öldürdüğünde yasını kendi başına yaşaması doğayla iç içe yaşayan bir kadının yaşadığı zorlukları ve yalnızlığını sergiler. Filmin doruk noktasını Shakespeare ile Agnes arasındaki çatışma oluşturuyor. Agnes kocasını onu yalnız bırakmakla suçlar. Ancak finalde ilk kez tiyatroya Hamlet oyununu görmeye giden Agnes çok etkilenir ve belki de ilk kez kocasının ne yaptığının bilincine varır. Doğrusu finalden ben de etkilendim, çünkü insanlar tiyatroyu gerçekmiş gibi izliyorlar, tepkileri, heyecanları o kadar büyük ki sahne ile izleyici kelimenin tam anlamıyla bütünleşiyor. Toplumsal cinsiyet açısından ilginç bir filmdi bana göre.

Tijencim daha anlatılacak bir yığın şey var ama yine de mektubumu bitirmem lazım. Yarın Viyana gidiyorum, çok iş var daha. Orada umarım bol bol güzel tiyatrolar, operalar görür Teb Oyun’ a yazarım.

Seni sevgiyle kucaklıyorum.

Zehra

Picture of Zehra İpşiroğlu

Zehra İpşiroğlu

Tüm Yazıları