FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

GECENİN SÜTÜ

Bulutlu gecelerin olduğu zamanlardı. Elimizde süt kostik kovaları, duvarlar emrimize amade. İkili gruplar halinde çıkıyorduk, kara gölgelerin ardında yarını aydınlatacak afişleri asmak için Kasımpaşa’nın duvarlarına. Gece, yarını ve yaraları saklar. Gece şahitsiz. Ay beyaz gözleriyle, hem umut hem kuşku uyandırır, gizli işler yapanların kalbinde. Bir hançer sapının ışıltısıyla deler ansızın bir yüreği, bir sırtın içinde […]

ATEŞTEN KARANFİL

Ben o fotoğrafın en arkasındaydım Dört nala koşan atlara dedim ‘durun!’ Gençliğimi okuyacağım siyah beyaz ve hatta sepya                                                      Öyle bir renk işte kuş cıvıltısı tadında yüzlerce yürekli çocuk İstanbul Meydanı’nda Ceketim süt beyaz ve isyankâr boynumda kızıl eşarp Cebi sökük ecdadımın izinde dik bakıyor gözlerim Gökkuşağı yalanmış ışık yağmuru tanımasa Yumruğum umutlu ışığa doğru […]

HİNDİSTAN CEVİZİ

Edward hayatının en kötü yılını geçirdiğini düşünüyordu. En büyük korkusu ise, henüz dibe vurmamış olabileceğiydi. Bir yıl öncesine kadar hayatındaki en büyük sorun babasının yeni sevgilisiydi. Ama sorun dediği her şeyi özleme dönüştürmüştü yaşadıkları. Saçlarındaki beyazlardan şikâyet eden amcasının saçkıran olması gibi. Ya da yaşlanmaktan korkan papaz Thomas’ın kilisenin çatısından düşüp ölmesi gibi. İlk olarak […]

1 Mayıs şiiri yazan ilk kadın: Nezihe Meriç Bükülmez

1880 yılında, İstanbul Silivrikapı’da yoksul bir ailenin kızı olarak dünyaya gelen Nezihe Meriç Bükülmez, Cumhuriyet tarihinin ilk kadın yazarlarındandır. Amele Cemiyeti üyesi olan Meriç, sosyalist görüşleri benimsemiş ancak toplumcu, direnişçi yanıyla değil, yoksulların ve acıların şairi olarak tanıtılmıştır. Edebiyat hayatımızda 1 Mayıs şiirini yazan ilk kadın şair olarak tanınır. Bu özellikleri nedeniyle dışlanmış, öldüğü bile […]

SOKUROV VE SAVAŞ KARŞITI FİLMİ ALEKSANDRA

Aleksander Sokurov’un ilk izlediğim filmi Ana ve Oğul‘du (1997). O kadar çarpıcı bir görselliği vardı ki filmin çarpılmıştım, Sokurov izlenmesi gereken yönetmenlerimden biriydi artık. Festivallerde Sokurov adını hararetle arıyor ve eğer programda varsa kaçırılmayacaklar arasına işaretliyordum. İstanbul ve Ankara Film Festivallerinde; Moloch (1999), Boğa (2001), Rus Hazine Sandığı (2002), Baba ve Oğul (2003), Güneş (2005) […]

47 YIL BOYUNCA SAKLADIĞIM EŞARP

Yukardaki fotoğraf, benim 1 Mayıs 1977, Taksim mitinginde taktığım eşarbın fotoğrafı… Belleğimizde, İstanbul şehrinin yaşadığı en çoşkulu ve en acılı günlerinden biri olarak yer eden o günün simgesi benim için… Hayatımın her evresinde özenle korudum sakladım bu eşarbı. Her elime alışımda o gün yaşadığım tüm duygular parmaklarımdan bütün bedenime yayıldı ve yaktı beni, o güne […]

anne

yakınmaların ne güzel anne, güzelim hünerli anne düğümlere üfleyeni çıldırtan anne, çıldıran anne sevgi yakarışların Allah’ın duası anne, kadın yalvaç anne aylaklık pazartesi evden kovulurum anne koparım anne havadan konuşmalar dünyalıdır anne çamaşırcı evrensel anne soytarılar krallığını bilmeyen anne karnımı doyuran anne sen hep haklısın anne, haklı çıkmandan bıktım anne 60 baharında enstitüde döpiyes biçen […]

Türkiye’den Arjantin’e Bir Göç Hikâyesi

Hazırlayanlar: Hülya Duman/Ayşen Boran                                                        Göç kavramı, nedenleri, sonuçları gibi yerlerden hiç bakmayınız bu yazıya baştan belirteyim. Bizim derdimiz başka. Yola çıkma rotamız daha çok aidiyet duygusu, kök salma, bağlanma ve tüm bunları yok sayıp gidebilme motivasyonuyla ilgili olacak çünkü. Dünya kurulalı beri insanoğlu hareketi hiç bırakmadı. Yeni yerler, kıtalar, yeni mevsimler, farklı zamanlar ve […]

IŞILTI

İçi bir hoş oldu. Tahterevalli döngüsü gibi, bir aşağı bir yukarı. Gerilmiş midesinde bir duvardan bir duvara nakkareler çalıyordu. Oturduğu yerde cenin pozisyonunda sığabileceği kadar bir alan vardı. Etrafında başka pozisyonda oturabilen de yoktu zaten. Böylece başını iki dizinin üzerine koyup kolaylıkla uyuyabiliyordu. Çocuklar en rahatıydı, anne koynunda geniş geniş yatabiliyorlardı, yemekse dudaklarının arasındaydı, istediklerinde […]

duyarın duyulmayan duyarsızlığı

Kusura bakmayın, rahatsız ettim. İçeri girebilir miyim? Size söyleyeceklerim var. Siz duymak istediğiniz kadarını duyun, ben susmak istemediğim kadarını söyleyeyim. Arkanızdan konuşmak istemem, arkanızdan konuşacak kimsem de yok zaten. Sözünü sakınmayan insanları seversiniz biliyorum, bak nasıl da gülümsediniz. Hoş bulduk efendim, hoş bulduk. Beni kalbinize buyur ederek şereflendirdiniz.      Efendim biliyor musunuz, iterek sevmek diye […]