FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

SAATLER

İlk filmi Billy Elliot’ı çok beğendiğim Stephen Daldry’nin, ikinci filmi Saatler’i (2002) ilkinden de çok beğendim. Filmin ilgimi çekmesinin nedeni harika görüntülerinin yanında, farklı üç tarihsel dönemi, üç değişik kadını anlatırken bağlantıları sağlayanın iki kitap oluşuydu. Filmi izledikten sonra ilk işim Saatler romanını alıp okumak oldu. Okuduktan sonra filme daha da hayran oldum, çok başarılı […]

Allegro 

Mayıs geldi doğa uyandı, bizim buralarda biraz daha geç geliyor bahar. Yarı yayla diyebileceğim Fethiye-Yeşilüzümlü’de doğa anca uyanıyor. Laleler, güller, leylaklar, filbahriler tomurcuklarını göğe uzatıyor, açıyor artık. Asmalara su yürümüş mini mini yeşil yaprakları çıkıyor. Kuşlar cik cik anlatmaya doyamıyor. Hepsi büyülü bir ahenk içinde, kendi zamanlarını bekleyerek, birer birer başlıyorlar, hünerlerini göstermeye. Doğa orkestrası, […]

Feminist Mektuplar: Acı bir kedi hikayesi, metropolde nefes almak, altın bamya ödülleri ve yapay zekanın tiyatroya girişi üzerine kısa notlar

                                                                                                  İstanbul, 5 Mayıs 2023 Sevgili Zehra,   Nihayet İstanbul’a geldin ve ben ilk kez sana aynı şehirden yazıyorum. Senin ‘’iç sıkıntısı yaşatmayan’’ şehrin ne yazık ki bizim huzurlu, sakin, kaygısız ve sürprizsiz bir saniyemiz bile olamadığı için tam bir kaos, telaş ve günlük hayatın her türlü zorlukla ve engelle yaşandığı yorucu bir metropol. Tabii İstanbul’u ben […]

Feminist Mektuplar: Beyaz  peyniri  sevmeyen kediler,  dijital suçlar, güler yüzlü trans doktor, çöp çocuk ve polisin eline düşen kadın ya da iç sıkıntısını tanımayan bir kent üzerine

Beyaz peyniri sevmeyen kediler Tijencim merhaba Cihangir’deki bahçemde kahvaltı ediyorum. Güneşli pırıl pırıl bir gün.  Komşumuz Sarı mırıl mırıl karşımda oturuyor. Kedi mamasından başka hiçbir şeye tenezzül etmiyor hanımefendi. Geçenlerde Norbert ona azıcık beyaz peynir verdiğinde onu kırmamak (daha doğrusu arasını onunla bozmamak) için yermiş gibi yaptı ama aklı fikri şu kedi mamasında. Bir komşumuz […]

Bilmiyorum

Toprak yolda yürüyorum. Yürüdüğüm yol mu, zaman mı bilmiyorum.  Taşlara, çukurlara takılıyor ayağım; tam düşecekken düşlerden bir ağaca tutunuyorum.   Toprak yolda yürüyorum. Kuşlar ötüşüyor yol kıyısındaki çalılarda, söyleşiyorlar benimle. Konuşan kuşlar mı, vicdanım mı, bilmiyorum.    Sabah yeli esiyor, dağıtıyor saçlarımı, alıp götürüyor kuşların söylediğini. Ne kalıyor geriye; çorak toprak mı, kuru ağaç mı?  […]

Sanatın Demokrasiye, Demokrasinin Sanata Gereksinimi

Ben sanat tarihi eğitimlerimde katılımcılara bir resmi çözümlerken sanatın aslında hayatın içinden çıktığını ve daima soru sorarak çözüme ulaşacaklarını anlatırım. Doğru soruyu sorduklarında cevabı bulacaklardır.  Soru sormak çok uzun yıllardır eğitim sistemimizin bir parçası değil. Ancak dahası, üstelik de bana kalırsa en kötüsü, gerek her şeyin cevabının Google hazretlerinde bulunabilmesi gerek sosyal medya gerekse kendi […]

Söz Kirlendi

Kirlenmiş her sözcük tahribat gücü yüksek bir bomba gibi düşüyor ruhlarımıza. Paramparça ediliyoruz! “Yok hiçbir şeyi anlatacak sözcük yok artık.Hiçbir dilde kalmadı…İNSAN’IN dilini yeniden yaratmak gerek…” Anjel Dikme “Uzman” enflasyonu yaşanan günümüzde; akademisyeninden, dil uzmanına, edebiyatçısından, sanatçısına ucuz, provakatif dile rağbet etmelerinin sonucu olarak özensiz, dikkatsiz sarfedilen sözcükler; “Nefret”, “Öteki”, “Ayrımcılık”, “Empati yoksunluğu” v.s olarak […]

SONRA

Bir dizede bulacaksın kendiniAdı duyulmamış bir şairinKalem elçisi dokunuşlarındaSöz yaşın parmak uçlarına değecekHer harf kutsayacak seniSen kendine yazılmış sandığın bir şiirdeKendinden uzak düşler kuracaksınYatağında hiçbir gecenin soluklamadığıSoğuk bir bardağın buğusunu yudumlayacaksınArayacaksın kendiniÇıkmaz sokak aralarındaAçılmamış perdelerin giz çukurundaYazılmamış şarkıların melodisi es verecekBir dilencinin dualarında huzur bulacaksınSokağın terbiye edemediği bir çocuk dolanacak ayaklarınaKendi çocukluğunu göreceksin kirlenen ellerindeBabanın […]

Koli

Sarsıntı eşliğinde gelen motor sesi arasında yarı uykulu geçirdi geceyi. Güneş, koridorun solundaki koltuklarda uyuyan baba ve oğulun birbirine yaslanmış bedenlerini aydınlatıyordu. Yirmi iki saattir aynı çürük yumurta kokusunun nedeni, babanın soluk kahverengi tişörtündeki usta ressamın fırçasından çıkmış dalga deseni gibi duran teriydi. Motor sesine bir otobüs dolusu insan ve uzaktan gelen radyo sesi karışıyordu.  […]

Çekingenlik ve Çekimserlik

Anlaşıldığı üzere bu iki sözcük çekmek fiilinden türemiştirİki sözcük de yüzü, gözü, kaşı, kirpiği…  birbirinin aynısı gibi duran tek yumurta ikizine benzerBenzerler ama tam olarak aynı değillerdirHani ozan demiş ya ‘her can ermez bu sırra’, bu gerçekten böyleBu farkı anlamak için görmenin tembelliğinden, bakmanın zahmetine geçmen gerekAncak farkındalıkla baktığında anlayabilirsin aralarındaki mesafeyiSanki ikizlerden biri kız […]