İstanbul,5 Aralık,2026
YENİ YIL, ESKİ MÜCADELE: FEMİNİST TİYATRO
Sevgili Zehra,
Yeni yılın bu ilk günlerinde sana güzel şeyler yazmak istiyorum. Umarım bu yıl hepimiz için daha iyi geçer ve olabildiğince sağlıklı, enerjik ve üretken günlerimiz olur.
Ben, annem, kızım ve kızımın erkek arkadaşıyla çok özel bir yılbaşı gecesi yaşadım. Çünkü 94 yaşında sessizliğe gömülmüş olan annem bir anda beş altı yıl öncesine geri döndü sanki. Hiç konuşmayan, sadece uyuyan ve yemek ve günlük kısa rutinlerle yetinen anneme olağanüstü bir enerji geldi ve geçmişteki gibi konuşmaya, espriler yapmaya başladı. O kadar inanılmaz bir değişimdi ki bu, insan hayatında moral ya da mental olanın ne kadar güçlü olabileceğini görerek hepimiz şaşkına döndük. Annem tüm gece boyunca hiç susmadı, şarabını içti, mezelerini yedi, tombala oynadı ve uyumadan yeni yılı karşılamayı bekledi. Bu doğaüstü gibi görünen fiziksel ve mental enerji patlaması aslında beni biraz korkuttu. Kuğunun son şarkısı gibi son bir enerjiyle sanki beyin birden açıldı ve beden de olabildiğince ona eşlik etti.
Yılbaşı bizim aile için hep çok özel olmuştur. Ailece birlikte kutlamak, bunun için en az bir ay önce hazırlık yapmak önemliydi ve annem bu duyguyla tüm gün heyecandan uyuyamadı, akşamı bekledi. Ertesi gün o enerji patlaması yavaşça söndü, şu an eski haline döndü ama yine de bunu yaşamak ve annemin bize yaşatması sanki 2026’nın en büyük hediyesi gibiydi.
Dün ise sana daha önce söz ettiğim Tiyatro Boyalı Kuş’un 25. yıl kutlaması bağlamında bir panele katıldık. Orada senin şimdi profesör olan eski öğrencin Fakiye, Yine eski öğrencilerinden Tiyatro Boyalı Kuş’u kuran Jale ve ben vardım ama hepimiz senin gölgenin altında gibiydik. Tiyatro Boyalı Kuş biliyorsun kendisini feminist tiyatro diye adlandıran Türkiye’nin ilk topluluğu. Tam 30 yıl önce 1996 yılında Fakiye asistan olarak beni feminist tiyatro anlatmak için dersine davet etmişti. İngiltere’den yeni dönmüştüm ve heyecan içinde orada çalıştığım ve tez yazdığım bu konuyu onun öğrencileriyle paylaşmıştım. O sırada 2. sınıf öğrencisi olan Jale anlattıklarımdan etkilenip bu günlere kadar gelmiş. Tabii Fakiye de sanırım bu konuya ilgisini daha da yoğunlaştırmış. Ama tüm bunlar sen Dramaturji ve Tiyatro Bölümü’ nü kurduğun ve benim de dışarıdan doktora derslerine katılmama izin verdiğin için gerçekleşti. 30 yıl önceki bir buluşma dün bizi bu panelde feminist tiyatro konusunda çalışan ve vazgeçmeden sürdüren bir profesör, bir eleştirmen ve dergi editörü ve Tiyatro Boyalı Kuş’un kurucusu ve sanat yönetmeni olarak bir panelde buluşturdu.
Panel’e gelince, birbirimizle paslaşarak ve bu konuda seyirciyi bilgilendirerek ve farkındalık uyandıracak biçimde gelişti. Panele katılanlar memnun ayrıldı sanırım. Fakiye’nin öğrencileri dışında kadın oyunları yapan tiyatrocular da vardı. En ilginci de o mekânda bizden önce koro çalışmasına katılan birkaç erkek ve kadının bizim etkinliğe de katılması ve paneli dinlemesiydi. Onlar feminizm ve tiyatro konusunda çok farklı şeyler duydular ve konuyu bilen kitleden çok daha fazla etkilendiler sanırım. Sonradan gelip bize teşekkür ettiler.
Panel sonrası, kalabalık bir grup olarak bir yerde bir şeyler içerek kutlamaya devam ettik ve feminist tiyatro ve Boyalı Kuş’un oyunları üzerine bol bol konuştuk. 1996 yılındaki ilk buluşmamızı hatırlarken, masada o yıl doğmuş ve şimdi hepimizin yaptıklarını bilen ve okuyan bir genç oyuncunun yeni bir feminist tiyatro topluluğu kurduğunu ve bir oyun hazırladıklarını öğrendik. Hepimizi oyununa davet etti ve geri bildirimlerimizi almak istediğini söyledi. Hayat ne garip, 30 yıl önce bizim buluştuğumuz yıl doğan bir kız çocuğu bugün bizim başladığımız yolda yürüyor ve deneyimlerimizden yararlanıyor. Demek ki bir şeyi başlatmışız ve küçük de olsa bir etki alanı yaratabilmişiz.
Jale, Fakiye ve ben Tiyatro Boyalı Kuş’un 30. yılında tekrar bir panelde buluşmak üzere ve daha fazla iletişimde kalma sözüyle vedalaştık. Jale yazdığı ve bastırdığı feminist tiyatro oyunlarının ilk cildini bize hediye etti, bu günün anısı olarak.
Sonuçta , yeni yılın 4. günü feminist tiyatroyla ilgili katıldığım bir panelde, 5. günü de sana 2026’nın ilk feminist mektubunu yazarak geçti. Umarım bu alanda daha üretken çalışmalar yapabileceğim bir yıl olur çünkü bu başlangıç bir işaret gibi.
Şimdilik burada mektubuma son verirken tüm iyi dileklerimle yeni yılını kutluyor, bu yıl yine birlikte paylaşacağımız, düşüneceğimiz ve üreteceklerimizin çoğalmasını diliyorum.
Sevgiyle kal
Tijen



