Geliyor Aklıma
“Yeni insanlar tanıdıkça yalnızlaşan”lara dikkat çeken
Faruk Güçlü’ye…
I.
Terk edilmiş bir köy evi geliyor aklıma.
Sahipsiz ağaçlar ve yol yorgunu insanlar…
Akışı değişen su ve genzi yakan lavanta kokusu.
Yol, yordam bilen yoldaşlar
Ve kalabalık içinde yalnız olanlar geliyor aklıma.
Başında çınar ağacı ve dibine düşen yaprakları unutmayan…
Ve anıt ağaca benzeyen alınçizgileri o yaşlı komşusunun…
Yeni bir güne uyamak kopan kıyamete benziyorken…
Aklı göçmen kuşlarda,
Balıkçı teknelerinde,
Dere yatağındaki evlerde
Ve kuytu köşelerdeydi.
II.
Asıl yalnızken üşürdü insan.
Kuşlara pasaport sorulmadığını bilenlerdendi.
Çocukluğu ıssız bir köyde geçenlere özgü tutkuyla
Eski kentleri gelirdi aklına, yeni şehirleri…
Dar sokaklarında yoksulluğun ve yoksunluğun sızdığı
Gecekonduların arasında geçmişti ömrü.
“Tarihin zembereğinden süzülen ışığın”
Yüzüne vurduğu zamanlardan gelmişti.
Yaşlı komşusunun elinde bastonuyla
Sokaklardan vakur geçişi
Kalmıştı aklında.
Şapkası kendinden iri şairin
Ufukta giderek kaybolduğu kalmıştı aklında.
III.
Çocukluğu zirvesi sisli dağın
Heybetine bakarak geçenlerdendi.
Papazı ve cemaati olmayan mabetlerin
Kederli görüntüleri kalmıştı aklında.
Yiten çan sesleri…
Yıkık ve kitabesiz çeşmelerden fışkıran sularla
Suskun kaleler kaldı aklında.
Bahçesinde doğduğu, yüzünü dağa dönen
Küçük ve dar pencereli evi gelirdi aklına.
Dallarına kırlangıçların ve serçelerin konduğu
O görkemli çınar ağacı gelirdi aklına.
Sesini unuttuklarımız hiç çıkmadı aklından…
Celal İnal



