ÇOĞALMA
Kifayet Ceylan
“Günümüzde akıllıca bir tedbirle yasaklanmış olmakla birlikte bir miktar ensestin, hatta bir hayli ensestin yardımı olmasaydı, şimdi burada olamazdınız. Soyunuzda bu kadar çok sayıda ata olduğuna göre, geçmişte anne tarafından birçok akrabanız baba tarafından birçok uzak akrabanızla birleşip üremiş olmalı.”
Adem ve Havva cennetten kovulmuşlardı. Tanrının hiddetinden kaçmaları da gerekliydi zaten. Neden onlar kaçıyordu da daha önce tanrının emirlerine karşı çıktığı için kovulan şeytan ortalarda poz yapıyordu bilmiyorlardı. Tehlikesiz buldukları yerlerde dolaşmaya başladılar, karınlarını çeşitli otlarla, bazen de yakaladıkları hayvanları parçalayarak doyurdular.
Elmayı yediğinden beri Adem’in aklına seks takılmıştı. Sonra canları seks istedi, çok hoşlarına gitti. Dünya adını taktıkları yer çok eğlenceliydi doğrusu. Bu arada Havva’nın karnı da şişmeye başladı. Bir süre sonra ikiz çocukları oldu. Bir kız bir oğlan. Sevdiler çocuklarını. Besleyip büyütmeye başladılar. Kısa süre sonra Havva’nın karnı yeniden büyüdü. Yine ikiz çocukları oldu. Havva’nın karnı her büyüdüğünde bir süre sonra ikiz çocuk geliyordu. Her ikiz, bir kız bir oğlandan oluşuyordu. Bir yandan Havva ikiz doğurmaya devam ediyor, bir yandan daha önce doğan ikizler büyüyor, ergen oluyordu. Bir batında doğan ikizlerin birbirleri ile seks yapması yasaktı ama daha önce ya da sonra doğan çapraz ikizlerden birisi ile evlenebilirlerdi. Adem ve Havva ile başlayan çoğalma işi çocuklarının birbirleriyle evlenmesi ile devam etti. Akıl almayacak bir şeydi doğrusu; Tanrı neden başka erkek ve kadınlar yaratmadı da kardeşlerin birbirleri ile sevişmesine izin verdi?
Adem’i çamurdan yaratmıştı, çamur bitmiş olamazdı. İsteseydi daha başka erkekler de yaratabilirdi. Çamurdan kadınlar da yaratabilirdi. Hatta yarattığı bu erkeklerin sağ kaburga kemiğinden tıpkı Havva’yı yarattığı gibi başka kadınlar
Bill Bryson, Hemen her şeyin Çok Kısa Tarihi, S. 19
da yaratabilirdi. Tanrının hikmetinden sual olunmazdı. Öyle istemiş, öyle oldurmuştu. Cennetten kovulma olayından sonra insanlar tanrının çoğalmalarını istediğini düşünüp hep çoğaldılar. Hatta o kadar hızlı çoğaldılar ki kim akraba, kim değil zamanla bu bağlantıyı kaybettiler. İnsanlar, bunca zaman bir yandan ürerken, bir yandan da birbirlerini öldürerek ama hep kendilerini yaratan tanrıya şükrederek yaşayıp geldiler.
Hal böyleyken hadsizin biri, tanrının insanı yarattığını ve kendisinin de tanrının bir kulu olduğunu unutarak; küçük bir şişeye Allah’ın yarattığı uçsuz bucaksız okyanustan su alıp doldurdu, başka bir şişeye de adını bile bilemediğimiz bazı gazlardan doldurup, şişeleri birbirine bağladı. İki şişeye de yıldırım niyetine elektrik akımı gönderdi. Ne olduğunu anlayamadan tir tir titredi zındık. Bu zındığın ölümden kıl payı kurtulması canlıların başka şekilde can bulduğunu söyleyenlere ibret olsun.
KİFAYET CEYLAN



