FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

Buenos Aires Güzelliği

Buenos Aires Güzelliği

Buenos Aires Güzelliği

Latin Amerika’nın Paris’i

Ayşen Boran

Paris’e bir kez gitmişliğim var. Güzelliğine güzel ama nedense pek bana hitap etmedi. Belki ben yeterince romantik değildim, belki de Paris’in beni içine alacak hevesi yoktu. Bu nedenle ilk görüşte aşık olduğum Buenos Aires için yapılan “Latin Amerika’nın Paris’i” benzetmesi ilk zamanlar pek işime gelmedi doğrusu. 

Bu şehre gelmeden önce darbeler, futbol, tango ve güvensizliğine dair genel önyargılardan başka dişe dokunur bir fikrim yoktu. Hızlıca verilmiş bir göç kararı bana ancak yurda veda edecek zamanı bırakmıştı. Burayı tanımayı sonraya bırakmak zorunda kalmıştım. İyi ki de öyle yapmışım. Zira anlatılanlardan çok farklı, yaşadıkça katmer katmer açılan güzellikleri uzaktan anlayabilmem pek mümkün değilmiş. Şimdi anlatmanın zorluğunu bilerek bunu yapmayı deneyeceğim. Eğer merakınız uyanırsa belki kendiniz keşfetme şansı bulunca denersiniz Buenos Aires’te olmanın ne demek olduğunu.

Halk

Yerliler Latin Amerika kıtasına Abya Yala yani yaşayan, olgun toprak derler. Kıta içinde sırtını göçenlere en çok dayamış şehir Buenos Aires olabilir. Zira kıtadaki yerli halk oranının en düşük olduğu yerlerden biri. Hemen her yerden bolca göç almış olsa da, en çok göçenler İspanyollar ve İtalyanlar. Dünyanın bu uzak noktası göçenleri bir potada eritmeyi ve tüm bu çeşitlilikten yepyeni bir ulus yaratmayı başarmış. Arjantinliler gördüğüm en gururlu, vatansever ve kendine has milletlerden. Buraya gelen göçmenlerin kendilerini iyi hissetmelerinde bu kapsayıcı özellik önemli rol oynuyor. “Biz göçmen ülkesiyiz” tanımını bir nebze üsttenci bir kimlik sahiplenmesi ile olsa da içselleştirmişler. Onlar tüm kültürlerin özelliklerini alıp ortaya muhteşem bir ulus çıkarmayı başarmış bir ulus. Bu yüzden meydanları doldurmayı da, hak aramayı da, birlik olmayı da iyi biliyorlar. Boşuna değil bizde cumartesi anneleri diye bilinen beyaz tülbentli Plaza de Mayo annelerinin hak arayışları ve her fırsatta meydanları dolduran kalabalıklar.

Bitkiler

Arjantin büyük bir ülke. 23 kocaman eyaleti var. Ben 2,5 yıldır yaşadığım Buenos Aires’e odaklanacağım bu yazıda. Aynen ülke gibi bu şehir de gezmeyi kısa sürede bitiremeyeceğiniz kadar büyük. Burada doğmuş ve büyümüş bir arkadaşım şehrin bizim şu an yaşadığımız bölgesine ilk defa gelmiş mesela. Dümdüz bir coğrafya. Bir yanı okyanus. Okyanusa akan nehirlerin etrafı deltalarla dolu. Yemyeşil. Bunda sadece kıtanın muhteşem iklimine özgü harikulade bir bitki örtüsünün değil, aynı zamanda geçen yüzyılın başlarında şehir peyzajını yapan ünlü Fransız botanikçi Carlos Thays’in de payı var. Şehre “kıtanın Paris’i” ünvanını vermelerinin bir nedeni de bu olsa gerek. Hemen her dönemde şehrin rengarenk çiçeklerle donanmasını sağlamış bu botanikçiyi anmadan geçmeyelim.

Şehir doğusundaki dünyanın en geniş nehir ağzı olan Rio de la Plata ile Atlas Okyanusu’na bağlanır. Bu durum Buenos Aires’in gelişmiş bir liman kenti olmasını sağlar. Güçlü futbol geleneği kadar tangonun doğduğu yer olması dolayısıyla da adından söz ettiren La Boca bölgesi kentin en eski liman bölgesidir. Renkli binaları ve sürekli devam eden sokak gösterileri ile gezilmeye değer bir bölgedir. Şehrin kuzeyindeki Tigre bölgesinde yeralan nehir deltalarının içlerinde hala yaşam alanları vardır. Günübirlik tekne turları ile gezebilir veya kamp alanlarında tatil yapabilirsiniz. Yaşayanlar azalsa da çocukların okullarına teknelerin kalkmaya devam ettiği bir yerleşim alanıdır burası. 

Yeme & İçme 

Buenos Aires’ten çıkıp kuzeye doğru araba sürmeye başlarsanız Brezilya sınırına kadar dümdüz, geniş, sulak çayırlarla ve ağaç çiftlikleri ile karşılaşırsınız. Dünyanın en lezzetli etlerine sahip olduklarını söylerken haksız sayılmazlar yani. En popüler yemek asada yani mangal. Çeşit çeşit. Her cuma inşaatlarda öğlenden başlayarak koca bir teneke usuldan yanmaya başlar ve etrafa çeşit çeşit et kokuları yayılır. İşverenlerin ikramıdır bu gelenek. Cumartesi ve pazar da ailelerin ve arkadaşların asado zamanıdır. Gece 10-11 gibi başlayıp sabaha bağlanan bu bol etli gecelere ülkenin batısındaki Mendoza bölgesinden gelen Arjantin’e özgü Malbec şarabı ve yine ülkeye özgü kola ile karıştırılarak seyreltilen Fernet içkisi eşlik eder. Sarhoş olan azdır ama içkinin ve etin miktarı, sohbetin ve müziğin sınırı epey çoktur. Bir Arjantinli sizi asadoya davet ederse bir an bile tereddüt etmeyin, her anlamda doyurucu bir gece olacağına emin olabilirsiniz. Diğer zamanlarda tatlı bir hamur işi olan merianda ve elbette kendine has bir bardağı ve pipeti olan mate çayı sürekli eşlik eder günlerine.

 

Dans

Her ne kadar tango ile bilinse de ben daha çok milangoya rast geldim burada. Her mahallenin bir kültür merkezi ile parkı ve oralarda da düzenli Milango geceleri var. Grup olarak dansedilen, ritmik, coşkulu bir dans. Tango da yaygın elbette ama ben iki kişinin çok tutkulu dansından ziyade bir grubun beraberce ritmik hareketlerinin yarattığı o enerjiyi yeğliyorum sanırım.

Hazır yeri gelmişken bu kültür merkezi mevzusunu da açayım. Bizde zamanındaki halkevlerinin benzeri olan kültür merkezleri hala aktif. Ücretsiz etkinlikler cenneti bu şehir zaten. Sürekli dans geceleri, konserler, tiyatrolar, festivaller var. Buna uygun mekanları var. Salonlar, parklar, müzeler… Devlet veya belediyeler insanları sürekli bu tarz kültür, sanat etkinlikleri ile besliyor. Özellikle müzik ve dans günlük yaşamın içinde. 

Günlük yaşamın içinde olan bir başka güzellik ise spor. Her mahallenin çocuklar, etkinlikler ve spor için ayrılmış alanları olan büyük parkları var. Düzenli gruplar halinde spor yapmak çok yaygın. Kimi yoga, kimi aletli jimnastik, kimi koşu veya bisiklet. 

Dümdüz ve bisiklet yolları olan bir şehir için gayet anlaşılır bisikletin yaygınlığı. Pek çok yerde belediyenin ücretsiz bisikletleri var. Toplu ulaşım da 24 saat süren ve oldukça iyi bir hizmet. Şehir coşkuyla yaşamak için gerekli donanıma sahip diyebilirim.

Ayrıca bu olanakların topluma ve kişiye nasıl etki ettiğini, kültürel olarak nasıl yansıdığını başka bir yazıda anlatmaya çalışacağım. Şehir gibi anlatması da kocaman ve güzel.

Picture of Ayşen Boran

Ayşen Boran

Tüm Yazıları