Sol bacağım sağlam diyorum, sağda sıkıntı, döne döne çıkaracaz donu.
Yavaş ol diyor yavaş. Sakın önce sağ ayağını basma.
Oldu mu oldu.
Eskiden bizim dantelli kilotlarımız vardı.
Eskiden, kanayan yerlerimizi tükürüğüyle silen kızkardeşlerimiz vardı.
Şimdi sapasağlam dostlar onlar: Hastahane sonrası, bakım için, evde çorba, ıspanak pişiren
Lağmancı var hanım diye espri yapan
Altına kaçıran… var mı var. Ben o ben.
İkimiz birden, don şekline girmiş ped’e bakıp gülüyoruz.
Hay allah, atacaz şimdi bunu büyük almışsın.
Yine gülüyoruz. İki yanından tutup ped’i nefes nefese bana giydirmeyi başarıyoruz.
Birbirimizi bu kadar sevmesek, daha hızlı çözecektik don sorununu Birnur diyorum. Gülme krizinden kendimizi yere atacaz ben atamıyorum, kalçamdaki titanyum çok pahalı, kırılırsa yandım.
Doktor beni paralar, göbeğimdeki dikişler patlarsa diğer doktor ne yapar bilemiyom.
İnsanın bütün acılarını saran, çok binyıllık dostunun olması mucize. Büyük mucize.
Nekahatimin ilk günü işte.



