Bu ne hız 2026…
2026, önüne çıkanları eze devire fırtına gibi girdi. Oysa hepimiz, yeni yılın eskiyi aratmaması dileklerimizi paylaşmıştık her yıl olduğu gibi. Yeni yıla hazırlık, yılbaşı telaşı derken geçti günler. Sonra 26 öyle bir geldi ki… Şaşkınız.
Kış bastırdı yarı küremizi, don, buzlanma, kar, aşırı soğuklar, kalkmayan uçaklar… Dünyanın hali… Sarayından kaçırılan bir devlet başkanı Madura. Venezuela’nın başkanı. Karısı ile birlikte, dünyanın başına dert olan narsist Trump tarafından kaçırıldı. Tam bir haydutluk. Savaş sebebi. Ayrıca utanmazlık da. Avrupa liderleri utangaç bir kaç laf ettiler. Güney Amerika ayakta. Türkiye’yi sorarsanız bir kaç gün sessizlikten sonra “yakın dostumuza” hafiften sahip çıktık.
Avrupa’da savaş hazırlıkları. Rusya ile savaşacaklarmış. Boğazımızdan kesip silahlanmaya yolluyorlar paracıklarımızı. Almanya da battı sayılır. Elektrik kesintileri, pahalılık, bir türlü nereden yollandığı açığa çıkarılamayan dronlar, polis örgütü içinde örgütlenen ve bazı eyaletlerde birinci sıraya yükselen AFD.
Komşumuz İran ayakta. Açlık, yolsuzluk ve baskılara karşı ayaklanma ve protestolar günlerdir sürüyor. Devrim muhafızları aktivistlere ölüm saçıyor. 3 hafta içinde 70’e yakın protestocu öldürüldü. Tüm ülkede internet ulaşımı tamamen kesildi. Devlet başkanının kaçmak için hazırlık yaptığı, devrik Şah’ın oğlunun bu fitili ateşlediği söylentileri dolaşıyor.
Yılbaşı öncesi kısmi bir af da çıkarıldı memlekette. Kanun kaçakları dışarda. Biri hemen karısını biri de tartıştığı bir garsonu öldürdü. Bu arada gazeteciler, politikacılar, öğrenciler, aydınlar, belediye başkanları içerde. Kimbilir neler olacak daha. Bir yandan da uyuşturucu operasyonları devam ediyor. Memlekete kamyonlarla uyuşturcu sokup dağıtanları değil de uyuşturucu kullananları tutukluyorlar.
Güzel olan tek haber bence, Boğaziçi Üniversitesi’nde akademisyenlerin başlattığı eylemin firesiz 5. yılını tamamlamış olması. 2021’de Cumhurbaşkanı kararnamesi ile üniversiteye dışardan bir rektör atanmasını, akademik özgürlüğe ve demokratik süreçlere müdahale olarak gören hocalar ilk günden itibaren yaz kış demeden rektörlük binasına sırtlarını dönerek protesto eylemi yaptılar. Dile kolay 5 yıl. Bir sivil direniş olarak, Cumartesi Anneleri’nden sonra en uzun süren direniş olarak tarihe geçti.
Bizi, Femtrak’ı sorarsanız… Devam ediyoruz. Ama bu sayımızı biraz gecikerek çıkaracağız. Neden derseniz, ben de bilmiyorum ama hani eskiler der ya, “basiretimiz bağlandı” galiba. Bağışlayın, bir daha olmayacak.
2025 Turgut Uyar Şiir Yarışması’nın kazananları da belli oldu. Ödül törenimiz Ocak ayının sonunda.
Bu yıl hızlı ve heyecanlı başladı. Dilerim ülkemizde ve dünyamızda artık güzel şeyler olur. Pek güzel şeyler olacağa da benzemiyor ama, hiç değilse tüm gezegenimizi altüst edecek bir savaşı yaşamayalım, biraz nefes alalım. İnsanca yaşamak tüm insanların hakkı değil mi?



