FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

GÖÇTE SINIFSAL AYRICALIK

GÖÇTE SINIFSAL AYRICALIK

GÖÇTE SINIFSAL AYRICALIK kapak

Bir süre önce Buenos Aires’e göçtüğümüz için göçmenlik sık sık gündem oluyor bizim ailede. Konuşmalarımızdan birinde çocuklar bir ülkede hiçbir kanuni hakka sahip olmadan ve bir gelecek kurmanın neredeyse imkansız olduğunu bilerek kaçak yaşamayı anlamlandıramadılar. Onlara zorunlulukları, savaşları, sığınmacı olmayı, ekonomik yıkımın ve yoksulluğun gerçek anlamını anlatmaya çalıştım. Zor konular. Kendilerine bir hayat inşa etmeye çalışan çocukların zihninde ne derece yankı buldu bilmiyorum.

İnsanların sadece %3’ünün göçmen olduğu bilgisi bana hala inanılmaz geliyor. Bu kadar az olmamalı diye düşünüyorum. Çok kez göçmüş olmam algılarımı etkiliyor olmalı. Öyle ya, nereden bakarsan sanki ömrüm boyunca göçüyorum gibi hissediyorum. Kimbilir nerelerden göçmüş atalar ve öğretmen olan ebeveynler sayesinde oradan oraya taşınmak çok normal diye işlenmiş hücrelerime. Evler, şehirler, ülkeler ve hatta kıtalar arasında seyir halinde olmak bana normal geliyor. Oysa hemen herkes ne kadar da cesur olduğumu söylüyor bana. Bu günlerde kalmak daha çok cesaret gerektiriyor oysa!

Özellikle gençler ve çocukları küçük olanlar için başka bir ülkeye göçmek son zamanlarda yaygın bir eğilim oldu. Global olduğu kadar kaynayan dünyanın etkisi de göçleri bir kez daha popüler bir harekete çevirdi. İş, eğitim, evlilik gibi yollar bir yana artık kaçak göçek neresi denk gelirse kapağı yurtdışına atmak da sevdaya dahil üstelik. Çok üzücü bir durum elbette. Göçmek oldukça bireysel. Ne hayallerdeki ne de anlatılanlardaki gibi. Bireye has bir derinliği var. Bu yüzden arka kapıdan kaçanlarda da, pasaportuna damgayı vurdurup gidenlerde de bu farkındalığın gelişmesi önemli.

Hele de YouTube videoları izlemenin araştırma yapmak olduğunu sananlarda. Gidenler bol bol yayın yapıyorlar. Buna ben de dahilim. Ancak koşulları gözardı ederek deneyimden bilgi devşirme çabası çıkmaz sokaktır. Konuşan insanın durumu, eğitimi, amacı, bütçesi, iş durumu, imkanları, daha önceki deneyimleri ve hatta kişiliği az çok bilinecek. Parası bol biriyle ile elinde avucunda olmayan birinin Londrası, eğitimli, sanatsever, işi yolunda biri ile günde 18 saat çalışmak zorunda kalan ilkokul mezunu birinin Parisi, en büyük derdi birikim yapıp bir an evvel memlekete dönmek olan biriyle, iş yoluyla transfer olup orada bir hayat kurmaya çalışan birinin Amerikası bambaşka. Tek başına gidenle, aile ile giden, gittiği yerde kendi alanında bir işte çalışanla, evde oturmak zorunda olan, dil bariyeri olanla olmayan, içedönük biriyle sosyalleşmeden duramayan biri aynı olur mu? Oyun parkında yaşıtları ile hemen kaynaşıveren küçüklerle, bir yandan da ergenlik sıkıntıları ile uğraşan çocuklar aynı bakar mı göçmenliğe?

GÖÇTE SINIFSAL AYRICALIK görsel 2

Üstelik gittiğiniz ülkede yasal değilseniz bunları yapmanız bile zor. Bir insanın hayattan en büyük beklentisinin ömrü boyunca vasıfsız tabir edilen işlerde çalışmak, karnını doyurmak ve uyuyacak bir yer olmasını anlamak zor. Empati yapmak istemeyiz böyle zor durumlarla. Kendimize konduramayız. Oysa savaş, kıtlık, hukuksuzluk, bazen sağlık, şanssızlık, dolandırılmışlık, doğal afetler ve aklımıza bile gelmeyen binbir türlü sebeple bu duruma, hatta daha kötülerine düşebiliriz. Televizyonlarda gördüğümüz sınırda bir sırt çantası ile bekleyen yorgun insanlar hep böyle değillerdi. Vasıfsız işlerde çalışmak zorunda kalan pek çok doktor, mühendis, öğretmen var. Çünkü ayağının tökezlemesi bazen insanı derin bir çukura düşürebiliyor. Hayatın sınıfsal ve politik olduğu gerçeği vuruyor yüzümüze böyle zamanlarda.

Öte yandan güzel hayatlar yaşayan, karar alırken çeşitli alternatiflere sahip insanların dertleri ve kendi kurduklarına inandıkları hayatlarının kibri de ilginç. İyi bir aile, eğitim, sosyal çevre ve olanaklar hayata bir sıfır baştan başlatıyor insanı. O noktadan geriye gitmek heybeye gayriihtiyari dolanlar sayesinde zor. Bir önceki paragrafta yazdıklarımın genelde bu avantajlı doğanların başına gelmemesi sadece tesadüfle açıklanamaz herhalde. Baştan beri sistemin içinde yukarıya tırmanmaya çalışanlar varken, sistemin belirli bir basamağında sağlam durana vurmaz bu piyango. Onlar daha sıkı güvenlik halatları ile bağlıdırlar sisteme. Zorda kalsalar aileden para gelebilir. Gidince hemen iş bulmak zorunda kalmazlar, bir süre idare edecek bütçeleri vardır. Zaten aldıkları eğitim sayesinde dil ve yol yordam biliyorlardır. Kendilerine güvenleri vardır. Olmazsa döneriz rahatlığı ile ve bu özgüvenle daha kolay başarılı olurlar. Ev, eşya, yol parası gibi dertleri pek olmaz. Olsa da seçenekleri daha fazla olduğundan paniklemezler. Bu sayede rahat rahat doğru karar alabilecek kıvama gelirler.

Kimilerinin için büyük bir sorun olanlar, bazılarının aklına bile gelmeyebilir. Öyle ki gidilen ülke ve kişinin durumu aynı olsa bile, gidilen zaman yüzünden bambaşka koşullarla başetmek zorunda kalınabilir. Devir her ülke için değişiyor sürekli.

Bu noktadan hareketle kişisel gayretin önemini azımsamak değil ama gereğinden fazla anlam yüklemek sınıfsal bir şımarıklık gibi geliyor. Hayatınızın nasıl olacağında sizin dışınızdaki nedenler, kişisel gayretinizden daha fazla rol oynuyor. Bunun bilincinde olup, sizi zorlayıcı hayaller, gerçekçi ve akıllıca planlar ile yılmadan çalışmak gerekiyor. Genellikle bu zorluklar insanı gerçeğe daha çok yaklaştırır. Bu sayede çıkış rotalarını daha net görürler. Elde ettiklerinden duydukları gurur ve hissettikleri haz daha fazla olduğu için daha gayretli ve yılmazdırlar. Üstelik hayatlarındaki şükür ve keyif de çok daha fazladır. Bazen sahip olduklarımızın farkına varmamız için bir şeylerin bizi sarsmasına gerek kalmaması büyük bir lükstür.

Picture of Ayşen Boran

Ayşen Boran

Tüm Yazıları