FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

Hayal kurmak güç mü? ALACAYDINLIK

Hayal kurmak güç mü? ALACAYDINLIK

«Hayal kurmak bir GÜÇtür»

Canan Tolon

Birnur Akan
Uzun zamandır yazmadığım için sanırım bu yazım biraz karışık olacak. Ancak bu karışıklığı kâğıda dökmezsem hiç yazamayacak gibi hissetmeye başladım. Zaten geçtiğimiz üç ay yazmama sebebim de kafamın arı kovanı gibi olmasıydı. Yıl sonu sergimizi hazırlıyorduk, ben hem organizasyon içindeydim, hem sergi katılımcılarından biriydim. Eski resimlerimin yanı sıra yeni bir resimle de katılmak istedim. Kapakta gördüğünüz resim ortaya çıktı, öğreticilerinden biri olduğun resim dersinde gösterdiğim S kompozisyon ile karaladığım tuval bu sergiye tamamlandı. Bu resmi gönderdiğim ilk kişi Yelda Karataş’dı, bu resme şiir yazmak istediğini söyledi. Ben de, yok hayır ona ben yazı yazacağım, dedim. Şimdi bu sözümü yerine getiriyorum. Yelda benden şiiri için resmin görselini alamadı ama, ben onun ürettigi bir söz olan ALACAYDINLIK’ı aldım, resmimin ismi yaptım.

Gelelim hayal kurma meselesine. Hayal kurmanın günümüz dünyasında -özellikle ülkemizde- lüks olduğu söyleniyor. Ben buna inanmak istemiyorum ama duyuyor ve görüyoruz ki, ülkenin aydınlık geleceği olan üniversite gençleri bile karnını doyuramıyor, sosyalleşemiyor, özgür bir ortamda gelişemiyorlar. En önemlisi mezun olduktan sonra iş bulmanın ne kadar güç olduğunu biliyor, işsiz kalma korkusu ve gelecek kaygısı yaşıyorlar. Bir çoğunun tek hayali, gerçekleşmesi öyle pek kolay olmayan bir hayal: Bir şekilde kapağı yurt dışına atmak! Onları, ülkelerinden vazgeçiren bu hayal ve karamsarlık için suçlayamayız. Ülkenin hepimizi zorlayan ekonomik koşulları en çok gençlerimizi etkiliyor, bu ülkede bir gelecek hayal etmelerini zorlaştırıyor. Oysa bu ülkenin (iktidarlarının) doğan her bir çocuğa, gelişen her bir gence gelecek borcu var. Var olmalı! 

Bu ülkede şartlar hiç bir zaman güllük gülüstanlık olmadı. Benim kuşağım iki darbe yaşadı. Binlerce kıyım-sürgün. Haksızlık hep vardı, hak mücadelesi de… Savaşlar, Kıbrıs, Körfez savaşları, hep kanayan Ortadoğu… Ekonomik krizler, devalüasyon, enflasyon, enerji krizi, yokluklar, kuyruklar… Siyasi krizler, koalisyonlar… Say say bitmez. Ama şimdi bir şeyler farklı. Bunun ne olduğunu düşünüyorum. Geçmişte, kara günler bir dönem sürer, arkasından toparlanma gelirdi. İktidara biri gelir, biri giderdi, olmadı koalisyonla çözüm aranırdı. Demokratik ve laik bir ülkede yaşıyorduk, yaşadığımıza inanıyorduk. Her şeyin düzeleceğine umut, belki bu nedenle vardı. Şimdi yaşadığımız ise bitmeyen adaletsiz bir kısır döngü, hep daha kötüye gidiş ve bunun yarattığı yılgınlık. (mı?)

 

Bunları yazarken, sesi kapalı televizyonumun ekranında bir haber belirdi. Haber şu; son 18 yılda sekizinci kez varlık barışı! Yurtiçi veya yurtdışında bulunan kayıt dışı varlıklar sisteme sokulacak(mış) Bildirilen servet 20 yıl boyunca gelir vergisinden muaf olacak(mış) Hiç surette vergi incelemesi yapılmayacağına dair yasal güvence verilecek(miş) FELAKET!

Bugüne kadar hiç bir iktidar, bu denli para babalarından yana olmamıştı. İktidarını kaybetmemek için bu denli vatanın tüm değerlerini satmamıştı. Yirmibeş yıl kazık çaktığı yetmezmiş gibi, gelecek 20 yıla ipotek koymamıştı, Ne yirmi yılı? Yönetemedikleri ve çoğunluktan yana olmayan yap boz ekonomileri ile çocuklarımızın çocuklarının çocuklarını borçlandırmamıştı.

 

Sanattan bahsedeceğim yazım nereden nereye geldi. Bizim sergimizden, Bodrum’daki gelişen ve gençleşen sanat dünyasından, Bodrum Güzel Sanatlar Fakültesi’nin bu gençleşmeye katkısından, 100. yılını kutlayan Koç Holding’den 25. Yıl Vehbi Koç Ödülü‘nü alan çok özel bir sanatçıdan, Canan Tolon’dan bahsedecektim. Neyse hepimizin interneti var ve sosyal medya takipçisiyiz. Lütfen Canan Tolon’un ödül töreni konuşmasını ve “Alıngan, Fettan, Filozof” başlıklı video röportajını izleyin. Ben sadece onun bir sözünü alt başlıkta kullanıyor ve HAYAL KURMAya devam ediyorum.

 

Şartlar ne kadar güç olursa olsun ve ne kadar zorlanırsak zorlanalım “hayal kurmak”tan vaz geçmememiz gerekiyor. Bu, çoğu kişinin burun kıvırdığı basit bir eylem değil; bir elzem, bir zorunluluk! Sadece sanatçılara bahşedilmiş bir ayrıcalık da değil! İnsanı diğer canlılardan ayıran düşünmek hayal kurmayı kapsar. Hatta tersi daha doğrudur. Hayal kura kura düşünme öğrenme yeteneğimiz gelişir. Bakın çocuklara, hayal kurarak öğrenmezler mi? Ve GERÇEKLEŞEN hayal kurmanın ödülüdür. Hayal kurmak bizi özgür ve güçlü kılar. İyiye ve güzele doğru kurulan ortak hayaller ise büyük bir güce dönüşür. (ki tarihte örnekleri vardır, umalım bundan sonra da olacaktır.)

Bizim gibi alacakaranlık kuşağında yaşayan ülkelerde karanlık aydınlığa NASIL dönüşür? Düşünelim. Ama önce aydınlık bir ülkede yaşamanın bizi nasıl geliştireceğini, mutlu edeceğini hayal edelim. Şiddetle arzu edelim ki, hayali gerçekleştirecek çabaya dönüşsün.

 

Yeni bir günün başlangıcıdır ALACAYDINLIK, aydınlığa dönüştür. 

“Güneş ufuktan şimdi doğar” diye dillendirilmiştir Cumhuriyet marşında. Bu güzel Mayıs ayının marşından da ilham alarak ekleyelim:

“ Zorbalar kalmaz gider…” er ya da geç!

Picture of Birnur Akan

Birnur Akan

Tüm Yazıları