KIRMIZI KOLTUK

‘Eprimiş sabahlığının önünü ilikledi. El örgüsü dantel perdesini kenara çekti. Güllerle bezeli perde, bir buket olup duvarda asılı kaldı. Cama vuran güneş ışıkları gözlerini kamaştırdı. Bir an düşeceğini sandı. Apartmana yuva yapan martılar çığlık çığlığa uçuşuyorlardı. Pencere kenarındaki kırmızı koltuğa oturdu. Arkasındaki kırlenti sırtına yerleştirdi. Uzun zamandır sırt ağrılarından muzdarip idi. “Kırlentteki tavus kuşu yıllardır kanatları […]
Per Petterson ve Kitapları Üzerine (1)

“Günler olmasa nerede yaşardık” Philip Larkin İskandinav edebiyatından dilimize yaygınlaşan çevirilerle, Türk okuru ilgisini bir süredir kuzeye yöneltti. Geniş bir yelpazeye sahip olan Kuzey edebiyatı polisiye türü edebiyat ve dizilerde yükselen bir eğriye sahip. Açıkçası Per Petterson ile tanışmamı sağlayan “At Çalmaya Gidiyoruz” u tam da isminden dolayı polisiye zannederek almıştım. Yeni tanıştığım bir yazarın […]
Narın söylediği

Yürüdüğüm yol yaprağını dökmesi nar ağacının; hem geride bıraktığım hem de varacağım nokta. Biz ne baharlar gördük, ne rüzgârlar, Açtık kollarımızı zamanın fırtınasına, kâh geri sürüklendik, kâh ileri gittik yapraklandık, çiçeklendik ve o kırmızı nar yüreğimiz avuçlarımızda, içinde bin bir tutku ve aşkla savurduk sözcüklerimizi göğün karanlığına. Yürüdüğüm yol nar ağacının çıplak dalları. […]
Kış Çiçeği

Ankara’nın ıssız kuru platoları Kederi ay ışığında yoğurduğumuz zamanlar Haymana’da kerpiç bir dam Orada , Adını kırık tabelalardan okuduğumuz Baykuş ve olanca sürüngen Köy mezarlarının kimsesizliğinden Olmakla olmamak meselesinden Yere göğe sığıp sığamamak kederinden Ne mağlubiyetler gördük, orada Şekilsiz şemalsiz bir surettik Toprak kokan elleri vardı onların, o elleri Unutmayı hiç beceremedik Bir piçin hiçliği […]
ZAMAN

Değişen bir şey yok Hızla geçiyor başına buyruk zaman Hiçbir şey durağan değil elbet Hiçbir şey Zaman kadar hızlı da değil, Acımasız da. Öldürenler hep aynı yine Hep o mermer surat Hep o yüreksiz duruş Ölenlerle birlikte koşuyor zaman Değişen bir şey yok Acılardan geçiyor aklın özgür yanı Yakılıp yıkılıyor insana dair ne varsa. […]
15 YAŞ DEĞİL 15 KURŞUNDU YÜREĞİME SAPLANAN

“Kadınlar dikiş masasına küçük ve düzgün şeyler yazmalı”

İsveç Kadın Akademisyenler Derneği (KAF) 1904 yılında kuruldu Dünyanın en eski kadın akademisyen derneklerinden biri olan KAF, 1904 yılında Akademik Eğitimli Kadınlar Derneği (ABKF) adıyla kuruldu. Daha sonra, (1947 yılında) adı Kadın Akademisyenler Derneği (KAF) olarak değiştirildi. Derneğin kurucusu, Fransız Dili ve Edebiyatı alanında uzman Fil. Dr. Anna Ahlström’dü. Derneğin ilk toplantısı, […]
EDİTÖRDEN

Sonbahar geldi, kış kapımızda. İnsanlık kan ağlıyor desem abartır mıyım bilmem? Yoksa sadece yüreği ve vicdanı olan insanlık mı demeliyim? Dünyanın gözü önünde bir insanlık suçu işleniyor: Gazze. İsrail tüm gücüyle bir halkı yok etmek için saldırıyor. Amerika açıkça, Almanya silah vererek ve Arap ülkeleri seyirci kalarak destekliyor bu katliamı. Dünyanın gözü şu anda SUMUD […]
GİTMEK

GİTMEK Kifayet Ceylan Gitmek, yüreğinin asılı kalmasıdır terk ettiğin şehirdeki darağacında. Yeni şehrinin de kimliğini yitirmesidir aslında. Bütün levhalarda onun adının yazması, bütün simalarda onun yüzünün belirmesidir. Gitmek, kaçtığın, ama kaçtığından kurtulamadığındır. Gitmek, harabeye dönmüş bir şehri de götürmektir beraberinde. Hep bildiğin sokaklarında yürümektir ardında bıraktığın şehrin. Gitmek, yanına hiçbir şey almadan kendini götürmektir, ama […]
Tren Sesleriyle Tutuşan Eski Bir Şehir

Tren Sesleriyle Tutuşan Eski Bir Şehir / Hülya Duman “nedir tren düdüklerinin çığlık çığlığa sorduğu bir şehri terk ederken susmak bu kadar güç müdür kadere dönüştüren nedir sıradan bir yolculuğu” Atilla İlhan Baştan belirteyim de sonra kızmayın bana. Bu bir gezi yazısı değil, duygu ve düşüncelerimin aktarımıdır sadece… Hep istediğim, yakın, nasılsa giderim diyerek ertelediğim […]