FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

Mavi Tüy Bir Hatif’in Esintisi

Mavi Tüy – Bir Hatif’in Esintisi – Fikrin bir kişiliği vardı Kimdi öğrenen ve çoğaltan? Sesli miydi eylem?  Okyanusun derinlikleriyle konuşan Bir yıldız gökte Geceyi umursayan bir nimet ışığı   Ya da    Aynı yosuna ebediyen tutunan O denizatı ve sevdiğinin yankısı   Aç karnına yazılan bir mektup  Bütün organların hissi  Vakti geldiğinde o ses […]

PETER GREENAWAY

PETER GREENAWAY Neşe Ürel   Bir yönetmenle nasıl tanıştığımı her zaman önemsemişimdir. Tanışma sözü yanlış anlaşılmasın yönetmenin filmleri ile tanışmaktan bahsediyorum. Peter Greenaway’in ilk izlediğim filmi Aşçı, Hırsız, Karısı ve Aşığı (1989) oldu. Filmi 1996 yılının ocak ayında izlemişim. İnsanı hırpalayan, sıra dışı bir filmdi. Ama muhteşem bir görselliği vardı. Aynı yılın mart ayında yapılan […]

Ağaçların Arasından

Ağaçların Arasından   “İki çam ağacının arasında her zaman yeni bir dünyaya açılan kapı vardır” diyen John Muir’e…   I. Asmanın yaprakları arasında dolanarak geçen su damlasının serüvenine benziyordu hayatımız. Suya erişmek için toprağın derinliklerine inen görkemli mimozaların o gizemli kokusunu taşıyan reçinenin bolluğu davet ettiğine inanılan zamanlardan geçip bugüne gelmiştik. Terk edilenlerin yeni başlangıçlar […]

GEÇMİŞ OLMASIN

GEÇMİŞ OLMASIN Acılar geçmiş olmuyor. Çok fırtına görmüş kalpler acı ve kederin hüznüyle şaşkın Depremde olanları iştahla anlatan spiker sesleri,  her ayrıntıyı dakikalarca haberdar etme derdinde  birbirimizi anlamaya zaman var mı  yorumlamaya uğraşıyoruz nar tanesini okyanusların tuzunu ve gözlük numaramızı aynı çantanın içinde sokuyoruz ömrümüze bankalar kutluyor yaş dönümlerimizi maille bir çiğdemin yüzündeki güzellik köşe […]

Benim Şefkate İhtiyacım Var.

Benim Şefkate İhtiyacım Var. Şefkatle acıma duygusu karıştırılır sık sık. Türk filmlerinin boş romantizminin bunda etkisi çoktur. Kötü filmlerin ve çok satar kitapların. İncelmiş duygularla yaşamıyor modern insan.  Sevgili Gülten Akın haklıydı  ‘Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya’ derken. Ve çok az kişi farkındaydı  o dizelerde o büyük şairin insanları duygularını düşünmeye çağırdığının. […]

YENİ YILA GİRERKEN…

Size minik pırıltılar yolluyorum YENİ YILA GİRERKEN…   Nesteren Silivrili   Hepimiz için yeni umutların simgesidir yeni yıl. Bireysel olarak birbirimize dileyebileceğimiz her şeyi dileriz. Dileyelim de…  Hepsi de gerçek olsa keşke. İnsanı canlı tutan, hayal gücü, beklentileridir yaşamdan. Hele alacakaranlık kuşağından geçtiğimiz son günlerde… Kadın ve çocuk cinayetleri, yeni doğan bebekler olayı, yanı başımızda […]

Ruhumun kabuğunu soyunca

Ruhumun kabuğunu soyunca   Şairim ya, bir portakal kabuğu gibi soyuyorum ruhumu. Derisiz, çırılçıplak, kanayarak dolaşıyorum sokaklarda.    Hem utanıyorum,  hem de isyan bayrağı gibi taşıyorum acılarımı, aşklarımı. Hıza koşuyorum ama az sonra yere kapaklanacağım, kırılacak kolum kanadım, çamura bulanacağım..   Ruhumun kabuğu soyulunca herkes görüyor eksikliklerimi ve hatalarımı. Onların terazileri ve mahkeme kürsüleri var, […]

DİJİTAL AHİRET

Dijital bağlanırlık toplumu değiştiriyor. Dijital bir öncüye göre, internetin bu şekilde üzerimizde tanrısal bir gücü var.🙏 (Fotoğraf: Keystone/Manfred Bail) DİJİTAL AHİRET  Tanrı Baba âdemoğullarını kabul ettiği Birinci Kattaki muhteşem sarayının görkemli balkonuna oturmuş, sarayın önündeki geniş alanı dolduran pejmürde kalabalığı sıkıntıyla seyrediyordu. Şu âdemoğullarının işine aklım hiçbir zaman ermeyecek, diye geçirdi içinden. Sanki bunların mayasına […]

“Şair kendine dil arayan insandır.”

İlk şiirini sekiz yaşında yazan Seval Esaslı:  “Şair kendine dil arayan insandır.”   Cemile Çakır İlk şiirini sekiz yaşında yazan, ilk dosyasıyla  Rıfat Ilgaz Cide Edebiyat Ödülü alan ve jürinin bu şiirleri sahte bir adla ünlü birinin yazdığını düşünmesine sonradan birlikte güldüklerini söyleyen Seval Esaslı ile Femtrak için söyleştik.  S.1- Resmi bir eğitim almadın, kendi […]

BİR DEĞİŞİMİN VE DÖNÜŞÜMÜN USTASI

   “Yazı yazmayı öğrenmek, her şeyden önce düşünmeyi öğrenmektir.”(Amiel Suche) Dün akşam saatlerinde çoktandır göremediğim arkadaşımla buluşma kararı almıştık. Başkent’in en soğuk akşamlarından biriydi. Metrodan çıkıp Yüksel Caddesi’nden yukarıya doğru yürürken İnsan Hakları Anıtı’na varmadan sıcacık, o güzel yanık kestane kokusunu alırsınız. Seyyar satıcı beni görünce kendisine özgü tebessümüyle bakarak elindeki maşayla pişmiş kestane ikram ederdi.  […]