FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

CAPSULA MUNDI

Aç karnımı doyuracak bir şeyler bıraktılarsa buralarda bir yerlerde olmalı. Gözüm görmüyor, nasıl karanlık. Sağır eden bir sürü ses. Sesler birbirine benziyor, peşi sıra biri bitip biri başlıyor çatırtıların. Yüz minaresi olan yüz haneli köyden çıkan sela sesleri gibi ama tek imam. Ne zamandır duymadığım kuru gürültü, görmediğim kör karanlık. Üstüne daha önce hiç hissetmediğim […]

DEVEDE KULAK MI?

2014 yılında yazmışım bu yazıyı. Nedense onları, annemi ve babamı yazmak geliyor içimden hep. Babamı 2016 yılında, bizim derginin çıktığı gün 16 Haziran’da kaybettik… Annem 97 yaşında. Demans hastası. Babamı kaybettikten sonra ilerledi hastalığı. İlerideki sayılarımızda, bir demans hastasıyla yaşamanın, hele de bu kişi anneniz ya da babanızsa, nasıl bir şey olduğu konusunda da yazacağım.  […]

BABASININ KIZI

Fotoğraf: Cengiz Yavuzak Babasının kızı olmak ağırdır, amcalar, dayılar… ve hatta teyzeler Tarih, suçunda yalnız değildir çünkü. gece korkuları başladığından bu yana  cinsiyetsiz çocuklar ortaokula bile gidememiştir. Belki dikiş nakış kursları En yakınımızın acımasız eli uzanır karanlığın kızıl korkularında Bu eli neden tanımaz ve unutur çocukluğunu anne ve babalar Kırmızı kurdeleli gelin kızları hiç görmemişler […]

NAZIM HİKMET’İN YOLCULUĞU – HALUK ORAL

“Nazım Hikmet genç yaşlarından itibaren iyi ve büyük işler yapabilmenin hayalini kurdu, planlarını yaptı. Hep bunu düşünerek yolculuklara çıktı, şiirler yazılar yazdı, zindanlarda yattı. Bu inceleme Nazım’ın büyük yolculuğuna bir eşlik çabasıdır.” “Büyük dedeleri Müşir Mehmet Ali Paşa ve Mustafa Celaleddin, Alman ve Polonyalı isimleriyle dünyaya gelseler de kendilerine vatan seçtikleri Osmanlı için yaşamlarını feda […]

GÖKKUŞAĞI ASLINDA TAM BİR DAİREDİR.

Güneşin zaman zaman yüzünü gösterdiği yağmurlu günlerde ya da yağmur sonrası beliriverir gökkuşakları, bazen ikili olur daha da şaşırtır. Gün ortasında gökkuşağı görme şansımız yoktur. Zira gökkuşağı, arkamızda yer alan güneşin ışıklarının milyonlarca su damlasına çarpıp kırılarak  gözümüze ulaşmasıyla oluşan ışık tayfıdır. Aslında adı gibi tam bir kuşaktır ancak biz olduğumuz yerden onu bir kemer olarak […]

Mars’ta yaşam kurma çabaları boşuna değil!

Uzay yarışında yeni hedef Mars, ülkemizin bu yarışta yer aldığı pek söylenemez, Dünyamızın geleceği konusunda kimilerinin galiba ciddi endişeleri var. (Galiba mı?) Biliyoruz ki, çevre sorunları artık doğayı, insanlığı, tüm canlıları, dünyamızı etkileyen, 2000’li yıllardan bugüne gündemden hiç düşmeyen ve artık teyakkuzda olunması gereken bir varoluş  sorunu haline geldi. Ülkemizde de 1995 yılı sonunda kurulan […]

Zar atıyor biri

Zar atıyor biri, havada kalıyor. Düştüğünü görmeden gidiyorum. Ebegümeci çiçeklerini görüyorum, kırlangıçların uçtuğunu da. Kedi ayağıma sürtünüyor, zar kalıyor havada.  Bir zar atıyorum, havada kalıyor. Belirsiz bir gelecek önümde. Zarı ben mi attım yoksa zaman mı,  bilmiyorum. Düşmesini beklemeden yürüyorum.  Kedi ayağıma sürtünüyor, ben gidiyorum.

Şiirlere, öykülere uzanan yolculuğun ayak izleri 

Bu yıl benim için yükselişleri ve alçalışları keskin bir yıl oldu. En büyük çöküntüyü depremde yaşadık. Her ne kadar deprem bölgesinde bir yakınımı yitirmemiş olsam da büyük bir ruhsal karanlık içinde buldum kendimi. Sanki dibe vurmuştum. Hayatın anlamını yeniden sorgulamaya başladığımda beni bu karanlık ruh halinden bir nebze de olsa yukarı çıkaran ardarda yayımlanan kitaplarım […]

Artık Mutluluk Hormonları Salgılansın!…

Nasıl bir dönemden geçtik öyle… Psikolojik olarak yorgunum… Öyle bir yorgunluk, yılgınlık ki bu yapacağım her şeyi erteliyorum.  Evde; şu da geçsin öyle yapalım, dur bakalım, sonra toplarımlardan sonra arayanlara geri dönmeyi bile erteliyorum. Atölyede; sonra boyarız, seslendirme metni gelir; onlara da  kaç günümüz var? dur sonra seslendiririm, sonra yollarım, hatta öğün atlayıp sonra yerim… […]

FLOREBO QUOCUMQUE FERAR

Bazen bir rüzgar yakalamak isterdi. Bir rüzgarın onu hareket ettirmesini. Durmak bazen öyle yorardı ki.  Kimi zaman bir rüzgara teslim olmak isterdi. Onu savurmasını, yoldan çıkarmasını. Öğrenmişti; kendi yolu değilse yol öyle yorucuydu ki. Arada bir de şöyle güçlü bir rüzgar essin isterdi. Tüm sesleri bastırsın ıslığı, uğultusu. Müziği yitirdiği anlarda o uğultu öyle iyi […]