FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

ZAMANI KIRAN YÖNETMEN : ÖMER KAVUR (1944-2005)

Sinemamızın ‘Auteur’ yönetmenlerinin en önemlilerindendir Ömer Kavur. Kendine özgü dili, temaları, simgeleri ile çoğunlukla karakterlerine yaptırdığı gerçek ve içsel yolculuklarla kişisel bir sineması vardır. Nuri Bilge Ceylan’dan önce benim Türk Sineması’nda en sevdiğim yönetmendi. Akrebin Yolculuğu (1997) filmini Gülen Tunguz arkadaşımla Kavaklıdere Sineması’nda izlemiştik. Şu anda arkadaşım da Ankara’nın o güzel sineması Kavaklıdere de ve […]

Feminist Mektuplar: Yaşayan mekânlar üzerine

Köln, 1.6.2023 Tijencim İstanbul’dan yeni geldim Köln’e. Burada tam bir ilkyaz havası bizi karşıladı. Her yer yeşillikler ve çiçekler içinde. Evimiz kentin merkezine çok yakın, çok bakımlı ve güzel bir semtte yaşıyoruz. Şimdi saat akşam 22.00’ye geliyor, her yer gündüz gibi aydınlık düşünebiliyor musun? Eskiden akşam saatlerinde bisikletle dolaşmayı çok severdim. Kaç kere bisikletle tiyatroya […]

Feminist Mektuplar: Atlaya Zıplaya Mekânlar ve Düşündürdükleri 

Sevgili Zehra,   İstanbul günleri çabuk geçti. Az da olsa yoğun ve keyifli buluşmalar yaşadık. TEB Oyun Dergimizin yeni ve genç ekibini nihayet seninle tanıştırmak beni çok mutlu etti. Diğer yandan ÇYDD Beyoğlu Şubesi’nin geleneksel kahvaltı buluşmasında seninle birlikte toplumsal cinsiyet üzerine yaptığımız samimi sohbet herkesi çok etkiledi. Bu konuya yaklaşımımız özellikle yeni bursiyerlerin önünde […]

Müfide Ferit Tek’in feminist bakışı üzerine

Müfide Ferit Tek geçen yüzyılın yirmili yıllarında yazdığı  Aydemir, Pervaneler, Leyla, Bağışlanamayan Günah romanlarıyla  adını duyuyor. O da  Halide Edip Adıvar gibi dönemin en tanınmış yazarlarından.  Bağışlanamayan Günah: Şaşırtıcı bir mektup-roman Birkaç yıl önce elime ‘Die Unverzeihliche Sünde’ (Bağışlanamayan Günah) adında Almanca’ya çevrilmiş bir kitabı geçti. Kitabın Türkçesi yok ya da kayıp. Roman, Kurtuluş Savaşı’nda […]

100. Yıl Marşı

Neşeli bir marş Fazıl Say’ın 100. Yıl Marşı’nı ilk dinlediğimde çocuksu, neşeli, naif havası hoşuma gitti. Belki bir şey daha vardı bana çekici gelen, o da vatan, millet sakarya edebiyatını çağırıştıran bir marş anlayışının çok ötesinde olmasıydı. Öte yanda lay lay laylı metin, özellikle de “ah atam vah atam”ı çağrıştıran Ata’nın gözleri imgesinin hoşuma gittiği […]

Ahmet Arif’in Diyarbakır’ı ile Benim Diyarbakır’ım

Ben Diyarbakır’ı önce dedemin subay olduğu yılları anlatan anneannemden sonra da Ahmed Arif’ten öğrendim. Öyle sevdim… Zaman içinde bütün öğrendiklerimden azade…  “Seni, baharmışın gibi düşünüyorumSeni, Diyarbekir gibi,”  dediğinde gözümün önüne gül bahçeleri geliyor. Hevsel’deki kuş seslerini duyuyorum. Anneannemin bana anlattığı gül bahçeleri sadece Hevsel’de değil, neredeyse şehrin her yanındaymış. 1946-49 arası yaşadıkları Diyarbakır’ı her zaman […]

Memet’e mektup

Nazım’dan bize… Her bahar, her yaz başlangıcı, her zaman umutların yenilenme nedeni olmuştur. Mümkün olsaydı da her umudu gerçekleştirebilseydik ya da umudumuzu hiç kaybetmeseydik. Gene de ben inanıyorum ki hayatımızda bazı insanlar, kitaplar, filmler, eserler, şiirler bize iyi gelir. En umutsuz zamanlarımızda içimizi ısıtır ama yakmaz. Bir kıvılcım oluşturur içimizde. Benim için Nazım Hikmet onlardan […]

Umut yaşatır

Fethiye’ye taşınalı beş yıl oldu ancak sekiz aydır kıyı şeridinin en yukarısındaki bir köyde, hatta neredeyse dağın başında yaşıyorum. İstanbul’da yaşarken evdeki saksılara su vermek dışında bir bitki yetiştirme tecrübem olmadı. Fethiye’ye taşındığımızdan beri de çiçeklerimi can arkadaşım Çağla diker. Eskiler “eli yeşil” derler ya, onlardandır kendisi. Hatta diktikleri benim beceriksizliğimden bozulmaya başlayınca da ona […]

İrfan Sayar’la bir söyleşi

“Bir balonu üfleyerek söndürebilir misin?” İrfan Sayar 1951 Manisa doğumlu. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi, Yüksek Dekoratif Sanatlar Bölümü, Sahne ve Görüntü Sanatları İhtisas Atölyesi’nden mezun oldu. Henüz öğrenciyken tanıştığı Oğuz Aral ile beraber GIRGIR Dergisi’nde çalıştı ve Porof Zihni Sinir tipini yarattı. Gırgır’dan sonra beş arkadaşı ile birlikte Mikrop dergisini çıkardı. Hıbır Dergisi’nin yöneticiliği, daha […]

Sümeyra Çakır’a saygıyla

Son yıllarında daha da yakından tanıdığım Sümeyra Çakır’ı ne yazık ki çok genç kaybettik. Daha güzel ve insanca bir yaşam mücadelesinde hep önlerde olan Sümeyra, kansere yenik düşerek sürgünde hayatını kaybetti.  Neden sürgündeydi derseniz, ülkemizin değerli çoğu sanatçısı gibi o da acımasız devletin balyozunu yedi kafasına. Tek isteği insanların barış içinde, adil bir dünyada özgür […]