Eternity and a Day

Theo Angelopoulos ile beni buluşturan kuşkusuz filmleri. O, Kieslowski’nin filmlerini izleyerek sinemaya başlamaya karar vermiş. Benim gibi hayran Kieslowski’ye … Ben Angelopoulos filmleri izleyerek Balkanlar’ı tanıdım bir coğrafyacı ya da tarihçinin asla anlatamayacağı içtenlik ve doğrulukta… Sonsuzluk bir gün kadar der şair Eternity and a Day filminde. ;O filmde Orta Avrupa’daki vahşetten kaçan bir Arnavut […]
SENSİZ ÇAYIRLAR AĞLIYOR

Talihsiz bir kazayla yitirdiğimiz yönetmen Theo Angelopoulos’un (1935–2012) filmlerini ruhuma yakın bulurum. Onun ölümü ile bir dostun kaybını hatta ruhumdan bir parçanın koptuğunu hissettim. İçime işleyen tüm filmlerini düşündüm ve her bir filminden başka bir görüntü gözümün önünde uçuştu durdu. Eleni Karaindiru’nun müzikleri kulaklarımda çınladı. Deniz kıyısında köpeğiyle dolaşan Alexander, Tuna’nın üstünde bir şilebin üzerinde […]
BEKLENİYORDU

Pazar sabaha kadar fırtınadan uyuyamamış, bir pencereden diğer pencereye içeri giren suları havlularla engellemek için koşuşturuyordum ki saat 04.17’de depremden haberim oldu. Zerre kadar ‘’Doğu Anadolu fay hattından’’ haberi olmayan biri olarak zihnime ‘kar kışta deprem’ fikri saplanıp kaldı. Bu fayın yarattığı felaket, kara kışı geride bıraktı. Kimine göre 7.4 kimine göre 7.8 ama herkese […]
GEÇMİŞ OLSUN GÜZEL YURDUM!

İnsan olmak böyle bir şey galiba. Karanlığı ve aydınlığı, iyiyi ve kötüyü aynı anda içinde taşımak. Elbette tamamen karanlığa bürünmüş ruhlar da var, iyi ki tanımadım onları. Ya da tanıdım da karanlık yüzlerini henüz göremedim. 6 Şubat’ta yaşanan bu korkunç deprem beni çok düşündürdü. Uzaktayım deprem olan bölgeye. Kalorifer yanıyor, sıcak yemek de var. Televizyona […]
ELİF’İN EYLEM’İ

Gençlik yıllarımın bir idolü vardı. Sabit Torun… Kimin ne sıkıntısı vardıysa pratik bir şekilde anında çözüm üreten, insana yakın insancıl, gülünce gözlerinin için gülen, insana güven veren cesur biriydi. Aynı mahallede oturmuyorduk ancak komşu mahallerle iletişimi son derece sağlamdı. Başımıza bir iş geldiğinde ne denli uzakta olursak olalım bir şekilde yanımıza ulaşırdı. Elif Torun Öneren’in […]
ÇOCUK GÖZÜYLE DEPREM

17 Ağustos 1999. Bu resim, bu korkunç felaketi yaşayan bir çocuk tarafından çizilmiş. Beni felaket fotoğraflarından daha çok etkilemişti. Resmi çizen çocuğun ismi ne yazık ki bilinmiyor. Depremden sonra açılan bir sergide Nil Alaz tarafından çekilmiş fotoğraf. Ben de onun izni olmadan paylaştım. „Bu depremde ve daha önce ve daha sonra yaşanan depremlerde çarpık kentleşme, […]
SERÜVEN

Merhaba onlu yaşlarımın sonu, yirmili yaşlarımın başıNe güzel duruyordun oralarda öyle senBir gözün göğü geçirirken içinden, diğeri yeri süzüyordu derindenHayat avuçlarının içindeydiSıksan suyunu çıkaracaktınSen sulu sevmediğinden usulca mıncıklıyordun Hatırlıyor musun bir gece yarısı ansızın terk etmiştin içinde büyüttüğün tavrı belki de Tanrı’yıZira biliyordun, kendini bulmak için, sana zorla giydirilmiş her şeyi çıkarıp, çırılçıplak olman gerektiğiniNe […]
Feminist Mektuplar: Rezonanslı Cevap

İstanbul, 01-02-2023 Sevgili Zehra, Mektubunu aldım ve ilgiyle okudum çünkü ben bu rezonans sözcüğünün sadece müzikteki ve sesteki karşılığını biliyordum. Ancak bu kullanımını bilmediğim halde çoğu zaman anlattıklarını deneyimlediğimi ve içselleştirdiğimi fark ettim. Bu akışı özellikle hayvanlarla, çocuklarla ve gençlerle ve tabii ki kadınlarla o kadar yoğun yaşıyorum ki… En basiti sokakta gördüğüm bir kediye […]
Feminist Mektuplar: Aynı dalga boyutunu yakalamanın büyüsü

Köln 30.1.2023 Tijencim merhaba Empati sadece kadınlara özgü mü? Göz açıp kapayıncaya kadar yeni yılın ilk ayı geçti, ben de yine sana mektup yazmak üzere masamın başına geçtim. Geçen ayki mektubunda yaşlılık ile ilgili yazdıkların beni hüzünlendirdi. Yaşlıların tıpkı çocuklar gibi bakıma ihtiyaçları var bu da bizim gibi ataerkil toplumlarda nedense hep kadınların işi. Geçen […]
ZAHİDE HALA

Zahide HalaUfacık boyunlaElekten geçe geçe incelen yüreğinleRengiydin gözyaşımınSabahın erken saatiKuruldun mu sofrayaOtlu peynirle çaydıSeninle tat aldığımHafifletirdi bakışlarınAğırlığımıKerpiç yapardınKalbimin köyüneYanıp doğmuştunYalnız başınaZamanın külündenSendin ZümrüdüankaAh güzelimZahide HalaElli kilo çekmezdin deTaşırdın cümlemizi sırtındaEzilmediğin kamburunda doğrulmuştum Götürdün yanında azalan dünyayıÇerçöp arasında kaldıŞimdi İstanbul’un taşlarıKendiliğinden çöktü MetropolKendiliğinden çürüdü her şeyRuhuna Fatiha okudumGül açılsın diye mezarın başında