Ana içeriğe atla

FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

BU NE BİÇİM TATİL!

BU NE BİÇİM TATİL!


Berin Uyar

BU NE BİÇİM TATİL!

Yeni dönem Eylül sayısı ile başladı işte. Ben dergi ile pek ilgilenemiyorum bu sayıda. Tatildeyim ve internetim çok sıkıntılı. Şimdi yazmaya çalışacağım yazıyı da nasıl yollarım bakalım.

Bugün 6 Eylül. Unutulmayacak bir dizi katliamın, 6-7 Eylül Olayları’nın yıl dönümü. 1955 yılı. Arada bu kadar yıl, bir ömür geçmiş neredeyse. Unutulmayacak, unutturulmayacak bir tarih. Atatürk’ün Selanik’teki evinin bombalandığı haberi üzerine, daha önceden planlandığı ortaya çıkan bir katliam düzenlendi İstanbul’da. Rum, Yahudi ve Ermeni dükkanları, evleri kışkırtılmış güruhlar tarafından tahrip edilip malları yağmalandı. Kadınlara tecavüz edildi, çok sayıda insan yaralandı. Olaylar iki gün boyunca tüm şiddetiyle devam ettikten sonra asker tarafından durdurulabildi. Bugün, Atatürk’ün evini bombalayan şahsın sonradan vali yapıldığını okudum bir yerde. Bu utanç tablosu sadece bir katliam değil, İstanbul’un renklerinden arındırılması planının bir parçasıydı. Kısa süre içinde 45 bin insan, doğdukları büyüdükleri ata toprağını terketmek zorunda kaldı. Hem de yanlarına ancak 200 Türk lirası ve 20 kilo yük almalarına izin verilerek. 


Ağustos ayı çok kötü sonlandı. Önce Nepal’de yüzyılın en büyük felaketlerinden biri yaşandı. Dağlardan kopan bir buzulun taşıdığı tonlarca taş, bir krater gölünün patlamasına neden oldu ve sel sonucu dakikalar içinde binlerce insan ve yaşam alanı çamur deryasının altında kaldı. Selin etkilediği bölgenin 100 kilometre kadar olduğu söyleniyor. Kendi ellerimizle tahrip ettiğimiz dünya bir kabus olarak çöküyor üzerimize.


Hemen ardından Kıbrıs’tan Mersin’e gelmek üzere yola çıkan bir katamaran, içinde mahsur kalan insanlarla birlikte göz göre göre battı. Çok sayıda ölü var. Ters dönmüş tekneye tutunan insanlar da etraftan yetişen tekneler tarafından kurtarıldı. Batan teknenin defalarca kaza geçirdiği, hasarlı olduğu, ve kaptanın da kaptan ehliyetinin bulunmadığı açıklandı. Yani aslında bir kaza değil bir cinayete sahne oldu geçtiğimiz günler.

Şöyle bir tarama yaparsanız göreceksiniz ki, dünyamız felaketlerden kurtaramıyor başını. Yanardağ patlamaları, depremler, kasırgalar, aşırı sıcak can almaya devam ediyor.

Politika derseniz zaten üstünde konuşulacak yanı bile kalmadı. O kadar inanılmaz şeyler oluyor ki artık neredeyse haber değerini bile kaybetti yaşananlar. Hapishaneler, parti değiştirmeyi kabul etmeyen belediye reisleri ve çalışanlarıyla dolu. Gazeteciler, mizahçılar, işçiler, sendikacılar, memurlar, öğretmenler, öğrenciler, sanatçılar… Anlattıklarına göre bazı cezaevleri öyle doluymuş ki, yerlerde yatıyormuş insanlar. Bu arada iktidar ile verev düşen iki tarikata da soruşturma açıldı. İnanılmaz mal varlıkları olan bu tarikatların mallarına el konulursa memlekette ekonomik kriz falan da kalmaz. Gerçi halka bir yararı olur mu bilmem ama…

Ben bu yazıya bir tatil yazısı olsun diye başlamıştım ama olmadı işte. Bağışlayın. Zaten tatil mi yapıyoruz felaket mi izliyoruz o da belli değil.

Umarım bundan sonraki sayıya biraz daha neşeli girebiliriz. Hepinize, hepimize güzel bir sonbahar ve karlı bir kış dilerim. Karlı diyorum, kuraklığın çaresi kar gibi görünüyor. Yavaş eriyen kar, kuru toprak tarafından emilebiliyor yağmur ise sel olup yüzeydeki faydalı toprağı da söküp götürüyor. Ben uzmanların yalancısıyım. Öyle olduğunu söylüyorlar.. 

Yine de hepinize sağlıklı ve neşeli günler dilerim.