İstanbul boğazı üzerinden geçen turnalar
Dr. Oya Abacı
Mavinin Sonsuzluğu, Yeşilin Umudu
Renk resmin duygusal yanıdır. Renklerin insan psikolojinde etkisi yadsınamaz. Sanatçı için seçtiği renkler o sanatçının ifade dilinin önemli bir parçasıdır. Rengin dili çizginin dili kadar güçlüdür. Bazı sanatçılar vardır ki kullandığı renklerle anılırlar. Tıpkı ressam Ayten Yetiş Doğu gibi. O mavinin sonsuzluk duygusunu, yeşilin umudunu resimlerinde kullanan ressam olarak Türk resim sanatında yerini almış bir sanatçıdır.
Bu yazıyla sevgili Ayten Yetiş Doğu’nun yalın ve ışıklı resimleriyle birlikte O’nu anmak istiyorum.
Sanatçı İstanbul Devlet Güzel sanatlar Akademisi’nde Nurullah Berk, Adnan Çoker ve Özdemir Altan atölyelerinde eğitim alarak Yüksek Resim Bölümü’nden 1966 yılında mezun olduktan sonra Avusturya ve Almanya’da çalışmalarını sürdürmüş, boya resim yanı sıra baskı resim (özellikle taş baskı-litografi) teknikleriyle sanatsal üretimler yapmıştır. Yurt içi ve yurt dışında sergileri olmuş, birçok karma sergide yer almıştır.
“Yaşamım boyunca gerek iç mekânlarım gerek dış mekânlarımda böyle olmalı’yı resmettim.” diyor sanatçı. “Yalın, abartısız, ışıklı, gölgeli. Konularımın zaman zaman değiştiği oldu; ama ben hep yalınlığı, ışığı vurguladım, olabildiğince” diye ekliyor 2011 yılında “Işığın İzinde” konulu sergi kataloğunda. Gerçekten de yalınlık Ayten Yetiş Doğu’nun resimlerini tanımlayan anahtar kelime. Çevreyi, doğal olan ya da insan tarafından tasarlanan etrafı, emeğin ürettiği kusursuz nesneleri, fazlalıklarından arınmış ıssız mekânları, denizin altını, bozulmamış doğasıyla İstanbul peyzajlarını, canının parçası torununun portresini betimlerken kullandığı anlatım dili hep yalınlık olmuştur.
Eleştirmen Kaya Özsezgin’in ifadesiyle “sanatçının resimleri gerçekliğin görüntüsel olarak değil, aynı zamanda hem görüntüsel hem kavramsal boyutta kavranması da tanımlayabileceğimiz bir yanıdır. Özellikle kullanmayı tercih ettiği mavi ve mavinin tonları izleyende umut ve özgürlük duyguları yaratmaktadır.”
Kendine özgü yalın üslubuyla yorumladığı, insansız, kirletilmemiş doğa peyzajlarından biri ile sanatçı Ayten Yetiş Doğu
Fotoğraf Oya Abacı 2018
Mavinin bütün tonlarını, en açıktan en koyusuna kadar kullanarak yaptığı tek renkli resimlerinde insansız ıssız mekânları görürüz. Işıklı ve ışıksız alanların peş peşe tekrarlarının yarattığı derinlik algısı izleyeni sonsuzluk sorgulamasına götürür.
İç mekânların içine konumlandırılmış kusursuzca üretilmiş tek nesnelerinde simetri ve ışık vurgusunu kuvvetle hissettirir. İnsanı göstermeden, insana ait olan, insan emeği nesneler, insanın ait olduğu mekân denilen boşluğun içinde sessizce yer almışlardır.
Yeşilin tonlarının hakîm olduğu deniz altı resimlerinde anlatmak istediği insanın ulaşamadığı, dolayısıyla kirletilmemiş olanın huzurudur. Bu resimlerde yalnızca çevre duyarlılığı yoktur, kompozisyonlarında estetik kaygılardan da ödün vermediğini anlarız.
Otoportre konulu karma sergiye torununun resmiyle katılırken otoportrenin “insanın kendine kendinden bakmasıdır” tanımlaması bağlamında ardından gelen kuşakla bir özdeşlik kurar. Kendini torununun, torununu kendi yerine koyarken otoportreye geleneksel bağlamından koparıp farklı bir yaklaşım getirir. Fırçasını kullanırken gösterdiği titizlik gerekli olmayan ayrıntıları elerken küçük bir insan yavrusunun masumiyetini seçtiği renklerle vurgulamış ve otoportre konulu karma sergide geçmiş-kendi-gelecek arasında sorgulama yapmıştır.
Dünya Doğa Derneği 2013 yılını, türleri kaybolma tehlikesine farkındalık yaratmak için turna yılı ilan etmişti. Tüm dünyada eş zamanlı sempozyum, karma sergiler İstanbul’da yapılmış, bu bağlamda Doğuş Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ndeki “İstanbul boğazının üzerinden uçan turnalar” konulu resmi ile Uluslararası Katılımlı Plastik Sanatlar “Turnalar Yok Olmasın” proje sergisinde yer almıştır. İstanbul Boğazı turnaların göç yolu üzerinde miydi? Boğaz kıyıları betonlaşmadan azade bu denli doğal kalabilmiş miydi? Gerçeklik bu kadar önemli değildi Ayten Yetiş Doğu için. O olanı değil olması gerekeni resmetmiş, suyu, toprağı, rengarenk bitki örtüsünü, İstanbul boğazı üzerinden korkusuzca ve keyifle süzülen turna kuşlarını aynı ortamda bir araya getirmiştir.
Sanatçı olmak da bu değil midir?
İstanbul boğazı peyzajı ve portre sanatçının kendi arşivinden alınmıştır.
İç mekân ve Deniz altı görselleri sanatçının sergi kataloğundan alınmıştır.


