MAVİYE ÇAĞRI
Yeni bir yıla girdiğimiz şu günlerde sizleri mavi bir dünyaya davet etmek istiyorum.
Geçtiğimiz yıl çok karanlıktı. Bu yıl da büyük sürprizler olmazsa eğer, dünya için, bizim için çok farklı olacak gibi görünmüyor.
Çok yorulduk, çok yıprandık… Evet umudu kesmiyoruz gelecek günlerden ama biraz aydınlığa, biraz maviye ihtiyacımız var.
Umudun rengi, barışın rengi, özgürlüğün rengi, gökyüzünün, denizin rengi, mavi…
Başka bir dünyanın rengi, mavi…
BENİM MASALIMIN RENGİ DE MAVİ…
Yıllarca resmin yanı sıra vitray ve farklı tekniklerde cam işleri yaptım. İşlerimin bazılarını bir cam atölyesinde gerçekleştirdim.
Atölyenin sahiplerinden biri aynı zamanda dalış hocası idi ve odası su altı dergileri ile doluydu. Boş vaktim oldukça gidip o dergilere bakıyor, su altının resimlerini yapmak istiyordum. Ama biliyordum ki yaşamadığım, hissetmediğim bir dünyadan resimler yapmak beni pek de mutlu etmeyecek, istediğim doğallığı, içtenliği yakalayamayacaktım.
Hocadan bir teklif geldi bir gün. Nesteren Hanım gel bizlerle dalış yap, tanı o dünyayı dedi. Kalbim duracak gibi oldu ama güldüm. 50 yaşımdaydım, bir kulağım yıllar önce işitmez olmuştu, sporla ilgili değildim ve çok iyi yüzücü de değildim.
Bütün bunları sıraladım hocaya, hiç birini önemsemedi. Avrupa’da dalış, yaşlılar için bir psikolojik rehabilitasyon sporu olarak yapılıyor. Önemli olan güvenli bir ekiple, kuralları önemseyerek yapmak bu işi dedi. Kulak zarın delik değilse hiç bir sorun olmaz diye de ekledi. Yapmam gereken dalışa engel durumu yoktur diye rapor almak, eğitimlere katılmak ve sertifika almaktı.
HEYECANLI GÜNLER…
İçime kurt düşmüştü bir kere… Doktor doktor dolaşmaya başladım. Kimse bana rapor vermedi. „Tek kulağa kalmış işitmeniz, risk almamalısınız“ dediler.
Bir yandan da düşünüyordum. Bu kadar uğraşıyorum, ya daldığım gün korkarsam, denizin dibi beni ürkütürse diye.
Tatil için gittiğim Kaş’ta bir turistik dalış okulu buldum, Bir gruba eklendim ve her şeyi göze alıp ilk dalışımı gerçekleştirdim.
Büyülenmiş gibi çıktım sudan. O sonsuz mavilik beni sarıp sarmalamış, o süzülen ışıklar, gölgeler, gizli saklı köşeler isteğimi daha da artırmıştı.
Sonunda branşı farklı bir doktor arkadaştan bir rapor uydurdum, eğitimimi ve sertifikamı aldım ve su altı dünyasına dalış yaptım. Bir yandan da bir spor salonuna yazılıp kaslarımı güçlendirme çalışmalarına başladım.
Herhalde bir ilktim. 50 yaşında bir kulağı tamamen iptal durumda dalışa başlayan bir kadın…
On yıl kadar dalış yaptım. O kadar dingin, kendine özgü bir ahenkle yaşayan bir ortamdı ki… Dünyanın karmaşası, sahtekarlığı, kavgaları hiç biri yoktu orada . Yalnızca doğa yasaları geçerli idi. Yavrusunu korumak için yuvasının önüne taş koyan ahtapot, periler gibi deniz tavşanları, uyumlu sürüler halinde dolaşan minik balıklar, meraklı balıklar, küçük balıkları yiyen büyük balıklar, ölen tüm kabuklu deniz canlılarının kabuklarını kendilerine yuva yapan başka küçük deniz canlıları. O dalışlarda öğrendim sudan, boşalmış deniz kestanesi kabuklarını toplamamak gerektiğini… Ve insanoğlunun denizin dibini nasıl kirlettiğini…
VE RESİMLERİM…
Yaşadığım görsel şöleni, düşlerimle, hayallerimle harmanlayıp bir yığın resim yaptım. Üç resim sergisi açtım.
Sergilerimden birine, bir tesadüf sonucu, bana dalabilmem için rapor vermeyen doktor geldi. Resimlerimde işlediğim ortamlara bakıp hem de “çok dalmışsınız, kaç metreye indiniz?” diye sordu.
Korka korka, „kırk“ diye cevap verdim. „İyi ki beni dinlememişsiniz, çok sevindim, biz mesleğimiz gereği koruyucu davranıyoruz ama siz çok istediğiniz bir şeyi gerçekleştirebilmişsiniz“ dedi. Çok mutlu oldum.
Şimdi 72 yaşımdayım. Hayatımda iyi ki yaptım dediğim işlerden biridir dalış.
Bütün bunları anlatmamın bir nedeni var. Yaşayanlar mutlaka vardır aranızda ama imkan bulamayanlar için bir örnek olsun diye… O güzelliği yaşamak için bir şans tanıyın kendinize. Yaşınız çok önemli değil, hiç değilse bir tatil kasabasında bir discovery dalış yapın, o sınırsız maviyi, o özgürlük duygusunu tadın istediğim için… Yalnız gökyüzüne bakarak hayal kurulmuyor, denizin dibinde de ne hayaller var. Ve hayallerinizden asla vazgeçmeyin, zorlayın sonuna kadar.
Ne diyebilirim ki başka… Bu yıl bakarsınız hayal ettiğimiz yıl olur.
Nesteren Silivrili
Ocak 2026



