Ana içeriğe atla

FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

Arjantin’de Sonbahar ve Latin Amerika’nın “o” Halkı

Arjantin’de Sonbahar ve Latin Amerika’nın “o” Halkı

Ayşen Boran

Arjantin’de sonbahar mevsimi. Tüm renkler beraber eşlik ediyorlar cümbüşe. Her mevsim ayrı güzel. İnsan yaşadığı yeri sevince daha da güzel. 3 yıla yaklaşırken Arjantin ile aramda gelişen bağı yadsıyacak değilim. Sevdikçe alışıyor, alıştıkça daha çok seviyorum.

Sevilmeyecek gibi de değil doğrusu!

Her ne kadar bilgiye erişmek eskiye göre çocuk oyuncağı da olsa, ülkeler ve halklar hakkındaki bilgilerimiz hala yüzeysel. Latin Amerika, Afrika veya Uzakdoğu denince, bu coğrafyaların onlarca ülkeyi barındırmasına rağmen, tek bir halk geliyor akla, genelde coşkulu, tehlikeli ve yoksul bir halk. Arjantin de nasibini alıyor bu durumdan. Gezginler genellikle adrenalin peşinde yerlilerin bile girmekten imtina ettiği mahallerde cesaret piyangosu oynuyor. Sınıflar arası gelir uçurumunun oldukça yüksek olduğu bu ülkede ultra lüks deneyimlere takla attırıyor bir kesim. Dışarıdan bakan da ne göreceğini şaşırıyor elbette. O yüzden ben burayı sevdikçe bana hak verenlerle, inanmaz gözlerle sorgulayanlar da oluyor. 

Hak verilmeyecek gibi de değil doğrusu!

Bir ülkeye adapte olmak için çabalayanlar sadece göçmenler değil. İnsan bazen doğup büyüdüğü ülkesine bile adapte olmakta zorlanıyor. Bu durumu bizimki gibi onlarca farklı kültür ve aksana sahip bir ülke insanı kolaylıkla anlar sanırım. Bunu görmeye başladığımdan beri bu topluma adaptasyon sürecime daha şefkatli yaklaşır oldum. Öyle ya, hangi kesime, hangi bölgeye, hangi sınıfa adaptasyon geliştirmeliyim? Kimim? Nereye uyuyorum? Kimlerle uyumlanmalıyım? Zira kültürel olarak dil ve ortak deneyimlerin kısıtlı olması bir anda sohbetleri ilkokul seviyesine indiriyor. Hal böyleyken daha önce muhabbetlerinize konu olan neredeyse hiçbir şeyden bahsedemez oluyorsunuz. Müzikleri, eğlence anlayışları, izledikleri ve okudukları, yedikleri içtikleri farklı. Hayata yaklaşımları farklı. Üstelik kendinizi onlara anlatacak dil beceriniz kısıtlı. Bu durumda uyum sağlamaya çalışacağınız alanlar da belirsizleşiyor. O yüzden bunun uzun bir süreç olduğunu kabul etmek gerek. 

Bu açıdan bakınca insanın bocalaması da taktir edilmeyecek gibi değil doğrusu!

Artık bu toplumun neden daha sakin ama bir anda harekete geçebilen, organize ama ağırdan alan, sıkkın ama umutlu, bezgin ama güçlü, boşvermiş ama dirayetli olduğunu daha iyi anlıyorum. Öyle ya kendilerine kötü geldiğine inandıkları yılların hükümetini bir çırpıda değiştirip başka bir sayfa açabildikleri gibi, bu da pek işimize yaramadı anlaşılan, buna da yolu gösterelim yavaştan diyebilecek, bunu da yapabilecek güce sahip bir halk bu. O sebeple ekonominin acımasız dişleri altında inim inim inlerken, her fırsatta bayram ve tatil yapmayı ihmal etmiyorlar. Çünkü biliyorlar ki işler olacağına varıyor bu coğrafyada her zaman. Biliyorlar ki bir araya gelebilme kabiliyetleri ve bunun oluşturduğu güçleri var. 

Böyle bir güce inanmak için her türlü sebepleri de var doğrusu!

Haziran bir pazar günü ile başladı. Sabah nehir kıyısında yürüyüşe çıktık. 

Nasıl bir sakinlik ama! Balık tutanlar, piknik yapanlar, kitap okuyanlar, yürüyenler… Tam bir bahar sabahı. Huzur soluduk resmen. O sırada ülkenin gündemi ne olursa olsun, kaliteli yaşam koşullarının toplum sağlığı ve huzuru açısından ne derece önemli olduğunu düşündüm. Şurası halkın kolayca erişebileceği, düzenli, temiz, bakımlı bir park. Ücretsiz otoparkı, tuvaletleri, spor alanları var. Son derece güvenli. Hal böyleyken çoluk çocuk insan bir rahatlıyor olmalı tatil gününde. Olumsuzluklar daha kolay çözümlenir, zorluklar atılır gibi hissediyor. 

Halka düzgün bir ekonomi sağlayamıyorsa da, en azından bununla başedebilecek bir ruh sağlığı vermeli devlet doğrusu! 

Bunu zamanın içinde, devirlerin birinde başarmış Arjantin. En azından çoğu için hala erişilebilir ve sürdürülebilir bir toplumsal sanat, kültür, sağlık ve sosyalleşme alanları var. Erişilebilir ve makul sağlık ve eğitim olanakları var. 

Trafikte birbirine dalmıyorsa sürücüler, okul çıkışlarında kavgaya tutuşmuyorsa gençler bunun da bir payı olmalı doğrusu!

Yakında kış gelir. Ama hemen gider. Dünya Kupası başlar. Coşar ortalık. Sonrası yaz güneşi, tatil, festival, eğlence, kutlama… 

Bu ülkeye dans ve kutlama çok yakışıyor doğrusu!

Picture of Ayşen Boran

Ayşen Boran

Tüm Yazıları