Ana içeriğe atla

FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

AYŞEN ERTE… GRAVÜR, EKSLİBRİS VE FOTOĞRAF SANATÇISI

AYŞEN ERTE… GRAVÜR, EKSLİBRİS VE FOTOĞRAF SANATÇISI

AYŞEN ERTE… GRAVÜR, EKSLİBRİS VE FOTOĞRAF SANATÇISI

Nesteren Silivrili

 

Sizlere bu sayıda, yine bir değerli kadın sanatçımızı, Ayşen Erte’yi tanıtmak istiyorum. 

Çok yönlü, çok başarılı, gravür, ekslibris ve fotoğraf sanatçısı Ayşen Erte’yi…

Ayşen ile eserleri ve özellikle gönül verdiği ekslibris sanatı üzerine yazıştık.

Geçmişe yönelik yazdıklarıma bakınca kadın sanatçılarımızın tanıtımına ağırlık vermiş olduğumu gördüm. Doğru yapmışım diye düşündüm.

Aslında tüm meslek dallarındaki başarılı kadınlar gibi, onlar da, bu başarıyı erkek meslektaşlarından iki misli daha çok çalışarak elde ediyorlar. Çocuk büyüterek, evin işlerini üstlenerek, üreterek, sergilere yetişerek ve bir de Ayşen’in yaptığı gibi eğitim vererek…

Ve önemli bir gerçeklik de şu ki;

Görsel Sanatlar alanında üreten sanatçılar, sanat çevrelerinde ne kadar bilinseler de, topluma malolmaları uzun ve zahmetli bir süreçtir.  Sahne sanatları, tiyatro, sinema, hatta yazın dünyası sanatçıları daha avantajlıdır bu açıdan.  Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun bile, şiirlerini bilen ama resimlerinden habersiz insanlar tanıdım. Geçtiğimiz ay 94 yaşında vefat eden, ülkemizin resim sanatının duayenlerinden Özdemir Altan Hocamızı da tanımayan sanatseverler gördüğüm gibi… 

Ayşen Erte de, kendi alanında bilinen bir isim. 

İstanbul doğumlu olan Ayşen, 1976’da İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Dekoratif Sanatlar Grafik Bölümü’nden mezun oldu.

Aynı yıl mezun olduk ve sanatın farklı alanlarında koşmaya başladık. Galiba en hızlı koşanımız Ayşen oldu. Bu öylesine kurulmuş bir cümle değil. Evlerimiz çok yakın ve onu ne zaman görsem, elinde dosyaları ile her tarafa koşar.
1988 yılına kadar çeşitli reklam ajanslarında serbest grafikerlik, fotoğrafçılık yaptı. 1988’den itibaren çocuk kitapları tasarımı ve çizerliğinin yanı sıra özgün baskı ve resim çalışmalarına ağırlık verdi. 1999’da Uluslararası Bratislava Illustrasyon Biennal’ine, 2000’de Uluslararası BWI. Otaru-Tokyo sergilerine seçildi. 2001’de Ayşen Erte “gravüResim”atölyesini kurdu. 26 kişisel sergi açtı. 77 grup, 143 karma sergiye katıldı. 8 mansiyon, yurt içi ve yurt dışında 45 sergilenme ödülü aldı. Ju Qi Cup the 1. St. International Prints and Exl. Expo in Shanghai’da Excellent Prize aldı. Artur Mario da Mota Miranda’nın “Volume 17, Women Artists in the World of Ex-libris“ ve ”International Contemporary Artists in the World of Exlibris” kitabında eserleri yayınlandı. Atölyesinin sanatçıları ile 49 grup, 12 Anadolu sergisi, 30 yurt dışı yarışmalı sergilere eserleri seçilip ödüller aldılar ve kataloglara girdiler. Aysen Erte ”gravüResim” atölye grubu ile 34. FISAE Finlandiya-Naantali Kongresine, 35. FİSAE İspanya-Katalunya Kongresine ve 36. FISAE Vologda-Rusya, 37. FİSAE Prag Exlibris Uluslararası Kongrelerine katıldı. 2015-2016’da ”Germany Interculturel art instaIIation and presention of small-scale Images“da Türkiye’den jüri üyeliğine seçildi. 2018’de 2.Ulusal Ekslibris Kongresi’nde jüri üyesi oldu. 2019’da Ayşen Erte “gravüResim atölyesi” ile sergi başkanı olarak Pinelo Art Gallery koordinasyonu ile uluslararası çağdaş küçük baskıresim ve ekslibris sergisini Türkiye’den bir ilk olarak Tokyo Japonya’da açtı.
Halen İstanbul’da “gravüResim” atölyesinde çalışmakta ve eğitim seminerleri vermektedir.

Şu, belki çok daha fazlası da olan ( benim bulabildiklerim bunlar ) başarı ve ödül listesi bile onun ne kadar çok çalıştığını belgeliyor. 

 

Gravür çalışmalarından örnekler

Ve yaptığı çok önemli bir çalışma da, pek çok sanatçı arkadaşımızla bildiği teknikleri paylaşması, bu konuda verdiği eğitim çalışmaları ile onlarla birlikte bir yolculuğa çıkması olmuştur.

Sizlere daha önce tanıttığım Canan Bilge ve Ayşen Erte ile çoğumuzun yabancı olduğumuz EKSLİBRİS, bir sanat dalı olarak karşımıza çıkıyor.

Peki nedir Ekslibris; En kısa tanımı ile, bir kitabın kime, hangi özel kitaplığa ait olduğunu belirleyen, çoğaltılabilen ve kitabın ilk sayfasına yapıştırılan küçük baskı resimler…         

Ayşen’e birkaç soru sormak istiyorum bu konuda…

  • Sevgili Ayşen, bize kısaca anlatabilir misin, Ekslibris bir sanat dalı olarak ne zaman tanınır oldu?

“Çok köklü bir geleneğe sahip olan ekslibrisin M.Ö.600 yıllarında yaşamış, kültür ve sanata büyük önem veren Asur Kralı Asurbanipal döneminde ve daha da önceleri, M.Ö.1400 yıllarında Mısır Kralı, Firavun, lll.Amenhotep’in  kitaplığına ait mavi renk bir fayans üzerine uygulandığı, papirüs rulolarını korumak için kullanılan ağaç sandıklara takıldığı tahmin ediliyor.  

Gerçek anlamda ilk ekslibrisin 15.yüzyılın üçüncü çeyreğinde Güney Almanya ‘da kullanıldığı bilinmektedir. Bu ekslibrisler ağaç üzerine elle boyanmış basit bir arma ve sahibinin eliyle yazılmış bir sözden oluşmaktadır.16. yüzyılda Almanya’da altın çağını yaşarken, aynı yüzyılda diğer Avrupa ülkelerinde de görülmüştür. Albrecht Dürer’in ağaç baskı tekniği ile çok sayıda ekslibrisleri vardır.19. yüzyılın sonlarında ekslibris koleksiyonculuğu keşfedilmiş ve yaygınlaşmıştır. Artık sadece kitaplara yapıştırmak düşüncesiyle değil, biriktirme ve değiştirme objeleri olarak da kullanılmaya başlanan ekslibrisler, kitaba özgü bir işaret olmaktan çıkıp, özgün bir grafik çalışma olarak bağımsızlaşmıştır.” 

  • Ekslibris’in Türkiye’deki öncülerinden birisin. Seni etkileyen, ekslibris sanatına yönelmene neden olan nedir?

“1999 yılında bir çocuk kitabını, Ressam Güner Ener’in yazdığı, Kel Kız’ı, Türkiye’de ilk defa çinko gravür tekniklerini uygulayarak resimleyip, Unesco ve Unicef’in katkıları ile gerçekleşen ve Slovakya’da düzenlenen, BIB Uluslarası Sergi ve Biennial’ine katılmaya kabul edildiğimde, oradaki bir müzede rastladığım Ekslibris Biennial sergi kataloğu bu alanla ilk tanışmamı ve bu sanata yönelmemi sağlamıştır.”


  • Ekslibris, yalnızca gravürün bir uygulama biçimi mi, yoksa gravür tekniğinden bağımsız olarak da uygulanabilir mi ve istek üzerine mi üretiyorsun yoksa bağımsız kreatif çalışmalar mı yapıyorsun?                                                                                                                                               

“Ekslibris, FISAE ‘nin (International Federation of Ex – Libris Societies) kabul ettiği 1958’den günümüze, arada değişiklikler yapılarak geliştirilen, “48 baskıresim teknikleri” ile uygulanır. Ayrıca çağımızın yeni baskı teknolojilerinin de eklenmesi ile ya tek bir gravür tekniğini seçerek ya da sanatçının, tarzına uygun tek veya çoklu teknikleri birleştirerek de sonuca ulaştığı bir uygulama biçimidir. Gravür tekniğinden bağımsız olarak Ekslibris tasarımları bilgisayarda da üretilip çoğaltılmaya başlamıştır. Ben hem istek hem de bağımsız kültürel amaçlı düzenlenen ulusal ve uluslararası yarışmalara, sergilere katılmak üzere kreatif çalışmalar yapıyorum.”

  • Bu hazırladığınız ekslibris desenleri çok sayıda kitaba nasıl basılıyor ve günümüzde kitaplıklarda bu uygulama kullanılıyor mu?

“Exlibris’i, yapıldığı kalıbın basılma zorluğuna göre genel olarak  50, 60 veya 100 adetini, sanatçısı basar. Baskı sayısına göre bir maliyet talep eder. Büyük kitaplıklarda 2000 civarı filan olursa, sanatçının çalışması yapışkanlı stiker veya ofset baskı ile çoğaltılır.”

  • Atölyende bildiğime göre, resim eğitimi almış sanatçı arkadaşlarla çalışmalar yapıyorsun. Önceden sanat eğitimi alamamış kişilerle de bu çalışma mümkün mü, dileyen herkes katılabiliyor mu?

“ Sanat eğitimi alamamış olsa da özel yeteneğini, sabrını, saygısını ve çalışma disiplinini karşılıklı sohbetlerle ölçebildiğim, sezgilerimle hissedebildiğim kişileri tanımaya çalışarak atölyeye eğitim seminerlerime kabul ediyorum.”

Exlibrisler genelde 10 ×13 cm. boyutlarındadır.  Hepsinin teknikleri, çinko gravür, Etching, Drypoint, Aquatint, Hand coloured, bilgisayar tasarımı. Ve yazılar da çoğunlukla bilgisayar ile üretilmiştir.

  • Eserlerinde genellikle doğa, su temalarını ve kaybolan kültürel değerlerimizi ( kuş evleri, kapı tokmakları gibi) işliyorsun. Bana sanki insanlara bir çağrı yapıyorsun gibi geliyor. Geçmişinize ve doğanıza sahip çıkın gibi… Var mı böyle bir düşüncen, yoksa ben niyet okuması mı yapıyorum? 

 “İnsanlara yaptığım çağrıyı dile getirmene sevindim. Eserlerimde evet genellikle doğa, su ve kaybolan kültürel değerlerimizi işliyorum. Özetleyecek olursam, ilk başlangıçta Azra Erhat ile yaptığımız Mavi Yolculuklar sırasında eşsiz doğa ile birlikte tanıştığım Likya Medeniyeti kalıntıları beni derinden etkileyip, içimdeki baskıresim yapma ateşini yakmıştı. Sonra, karşılıksız hayvan ve doğa sevgisi sembollerimden “Kuş Evleri” ayrıca renkli çinko gravür teknikleri ile yorumladığım “Kapı Tokmakları”… İletişimin, yalnızlığı paylaşmanın, dostluğun, barışın ve sevginin hep varolacağı umuduyla, rengin, sevgiye eşdeğer gücü sayesinde sonsuza açılan kapıları tıklatıp açacağı inancı ile oluştu.’’

  • Senin gravür ve ekslibris çalışmalarının yanısıra bir yaratı alanın daha var. Su yüzeyinden çektiğin fotoğraflar. Onlara bayılıyorum. Tam resim tadında, insanı hayal alemine sürükleyen fotoğraflar… Ayşen , bu fotoğrafları nasıl çekmeye başladın? Senin için mutluluğun resmi diyebilir miyiz onlara? O fotoğraflarla da sergiler açtın, biliyorum.

“Nesteren’ciğim su fotoğraflarıma tam resim tadında diyen samimi, yürekten yaklaşımın ve diğer tüm izleyenlerimin de hoşuna gitmesi, EVET benim için mutluluğun resmi diyebiliriz. Denizde çok ömrüm geçtiği için ışık ve denizdeki yaşamın değerinin, sanat yaşamımda çok önemli olduğunu anladım. İçimdeki isteklerden birisi de hiçbir şeye benzemeyen değişik görüntü dengeleri yakalayabilmekti. 8-10 sene evvel denizin her zamanki güzelliğine dalıp onu seyrederken, aniden doğaçlama resimsel görüntüler görmeye başladım. Anlık görsel keşifler, tekrarı hiç olamayacak olduğundan bana çok kıymetli geliyorlar. Aynı hayatta yaşadığımız gibi, biricik zamanların izleri gibi… Suda, istediğim değişimi anda yakalayabilmenin heyecanını, o anda yaşıyorum.”

Su resimlerinden örnekler 

  • Bu kadar üreten bir sanatçı olarak geldiğin yer seni mutlu ediyor mu? Türkiye’de kendine bir alan açmanın ne kadar zor olduğunu biliyorum. 

“Ürettiklerimle yurtiçi ve yurtdışında beğenilmek, ödüllendirilmek ve çalışmalarımın insanlara hoş duygular hissetmelerini sağlaması beni çok mutlu ediyor.”

  • Bu kadar yurt dışı sergiye, jürilere katıldın, değişik sanatçılarla çalıştın. Seni heyecanlandıran, etkileyen neler oldu?  Köşe taşı sayılan bir etkinlik var mı?

“2012’de 34. Fisae Naantali/ Finlandiya’daki Ekslibris Kongresine Türkiye’den tek katılan Ayşen Erte ‘gravüResim Atölyesi’ grubu olarak yer almamız, benim için ilk Fisae’ye katılma açısından çok önemliydi. Kongre kapsamında dünyadan gelen yüzlerce sanatçı ekslibris değiş – tokuşu yapmıştı. Bienal ve özel koleksiyon sergileri ile grafik sanatının bu özel dalı tüm dünyaya sergilenmişti. Kongrede tanıştığım Artur Mario da Mota Miranda’nın “Volume 17 Women Artists in the world of Exlibris” ve ” lnternational Contemporary Artists in the World of Exlibris” kitaplarında Exlibrislerim yayınlandı. Ondan sonraki iki yıl içinde “gravüResim” atölyesi sanatçılarının hepsinin eserleri bu önemli kitaba davet edilerek yayınlandı. 

Yurt dışına ilk çıkışım, çinko gravür desenlerini çok zor şartlarda bir yıl çalışarak bitirebildiğim çocuk kitabı ile oldu. Sonunda Epsilon basmıştı. Orjinallerle birlikte Bratislava’daki o harika Uluslarası Çocuk Kitapları Sergisine Türkiye’den 5 kişi kabul edilmiştik. Orada çok önemli sanatçıların çocukları için ne harikalar yarattığına şahidim. Ve de sanatçılarına verdikleri kıymet inanılmazdı. Albin Bronuvski gibi bir muhteşem sanatçıyı orada tanıdım. Japonya’dan bir müze müdürü işlerimi isteyip 5 ayrı şehirde kültürel sergilerde sergiledi. İnanılmaz titizlikle geri yollamıştı. Rusya’da da tam tersini yaşadım.”

 

  • Ve hazır seni yakalamışken son sorum… Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Grafik Tasarımı Bölümünü, bünyesinden çıkartarak İletişim Fakültesi Beşiktaş yerleşkesine aldı ve yetenek sınavlarını kaldırdı. Sen bu bölümü, bir sanat dalı olarak okudun ve senin gibi pek çok sanatçı yetişti bu bölümden. Ben, sanat ve tasarım eğitiminin birlikte değerlendirilebileceğini düşünüyordum. Evet, dijital bir dünyadayız artık ama gerekli teknik bilgilerle donatılarak yetiştirilebilirdi öğrenciler. Bu gelişmeyi ve hele de yetenek sınavlarının kaldırılmasını hayretle karşıladım. Senin düşünceni merak ediyorum bu konuda.

“Sanat ve Tasarım eğitiminin birlikte değerlendirilmesi şart. Güney Avrupa’da sanatçıların sadece 5-6 yıl desen çalıştıklarını öğrenmiştim. Böylesi sanat eğitimiyle yetişen örnek başarılı grafik, ekslibris sanatçılarını tanımakla da çok şanslı olduğumu düşünmüşümdür. Genel akademik düzeyde yetişen sanatçılar olarak ele alabilirsek tabii. Çok çeşitli sanatçıyla birlikte oldum. O başarılı ekslibrislerde, ciddi tasarımlarla, desen/yazı/kaligrafi, hepsi bütünleşmişti.”

  • Bu küçük tanıtım ve yazılı röportaj için çok teşekkürler sevgili Ayşen. Başarıların, sağlık ve bol enerji ile devam etsin…

“Sevgili Nesteren, Femtrak dergisinde bu sayıda bana da yer ayırdığınız için çok teşekkürler…”

Nesteren Silivrili (Ekim 2026)

Picture of Nesteren Silivrili

Nesteren Silivrili

Tüm Yazıları