Bir lağım çukuru
Berin Uyar
Dünyanın gözü son bir haftadır Epstein rezaletinde. Okuyan duyan herkes yazıyor. Ben de iki satır yazmasam eksik kalacağım hissine kapıldım. Oysa yazılacak ne çok şey var.
Mesela 6 Şubat depreminin üzerinden üç koca yıl geçti. Hala barakalarda yaşayan insanlar var. Hatta çadırda kalanlar. Yaşam koşulları çok zor. Soğuk çok, konfor yok, her türlü tacize açık ortamlar.
Dünyanın çivisi çıkmış durumda. Biliyorduk elbette ama bu kadar kir ve pislik içinde yaşadığımızı tahmin edemiyorduk. İnsanın hayal gücü ancak bildiği, gördüğüyle sınırlı. Kötülük henüz benim çevremde ancak filmlerde rastlanılır, belli çevreler tarafından yapılır bir şey durumunda. Artık gözümüz açılmalı mı dersiniz. “Aaa! O yapmaz!” ya da “Artık bu da olmaz!” tümceleri çoktan geçerliliğini yitirdi.
Global bir rezalet yaşıyoruz.
Bir ucu Asya’da bir ucu Afrika’da bir ucu Avrupa’da ama gövdesi Amerika’da. Devlet adamları, politikacılar, iş insanları, sanatçılar, dünyanın en meşhurları… Hepsi de zengin. Hepsi de erk sahibi kendi alanlarında…
Ve mağdurlar. Çoğu yoksul, cahil, kimsesiz ve belki de sınıf atlamayı hayal eden genç insanlar. Kadınlar, erkekler ve masum çocuklar. İstismar, cinsel taciz, kaybolan insanlar, sistematik işkence ve cinayetler. Ayrıntılar zaten basında, sosyal medyada bol bol var. Şu anda dünya benim de değindiğim gibi, işin “magazin” yönüyle ilgili. Umarım yakında bu rezaletin gerçek boyutunu da konuşmaya başlayacağız. Yani bu korkunç sistemi.
Epstein hücresinde ölü bulundu. İntihar deniyor ama cinayet olma ihtimali de çok yüksek. Bana göre o, bu iğrenç sistemin bir parçasıydı. Epstein ne ilk ne de son. Bir tarikat değil. Bu sistemi paraya ve erke çevirmiş bir adam. Adasına giden, orada ne yapmışsa artık, Epstein’ın eline düşmüş seks budalası para babaları, yöneticiler…
Gezegenimiz bu tür sapıklıklarla dolu. Seks turizmini düşünün. Uzak Doğu ülkelerini küçük kız çocuklarıyla yatıp kalkabilmek için ayak yolu yapmış sıradan insanlara bakın. Kliselere bakın. Vatikan’a kadar girmiş bir cinsel istismarı hatırlayın. Tanrı yolunda yol almak isteyen on binlerce çocuk. Din görevlileri tarafından istismara uğramış genç çocuklar. Bazıları artık konuşuyor.
Ülkemizi baştan başa saran tarikatlar, cemaatler. Kimi gizli, kimi cemaatin gözü önünde, üstelik de belgelenen iğrençlikler. Gece yarıları yurtlarından alınarak bilinmeyen yerlere götürülüp sabah yurda bırakılan genç kızlar. Tarikat okullarında hocalar tarafından sıradan geçirilen küçük oğlanlar ve kızlar.
Ukrayna’dan getirilen yetim çocuklara otelde tecavüz. Ritsos otellerinde Epstein Adası için eğitilen masajcılar… Adnan Hoca müridlerinin anlattıkları… 9 yaşında kız çocuğu evlenebilir diye fetva veren sapık din adamları..
Deprem bölgelerinde kaybolan ve izlerine rastlanamayan çoğu kız çocuk olan binlerce insan. Bir organ mafyasının eline mi düştüler ya da bir sapık tarikatın hücrelerinde istismara uğradılar, öldürüldüler. Bilmiyoruz ki.
Sistemin ürettiği, özellikle de erkek egemen kapitalist sistemin ürettiği bir lağım çukuru.
Aslında, biz şimdilik bireysel suçlarla uğraşmaktayız. Sokak ortasında bir genç kadına saldıran pisliği yakalayıp cezalandırmak kolay. Gerçi çoğu hemen serbest kalıyor ama örgütlü suçla uğraşmak zor. Bu devletlerin işi. Ancak biliyoruz ki, devlet de baştan kokmuş durumda. Epstein listesinde adı geçenlere baktığınızda bu sistemin yok edilemeyeceğini zaten görüyoruz.
Bence bir süre sonra bu Epstein davası da unutulacak. Belgeler karartılacak. Gerçek suçlular hiç bir zaman ortaya çıkamayacak. Çünkü bir suçlu yok. Sistem böyle işliyor. Epstein’ı öldürseniz, tüm mafyayı temizleseniz, sistem bunu yeniden yaratacaktır. Onlar aramızda sırıtarak dolaşıyorlar.
Yine kadınları ve çocukları kaçıracaklar. Ya da kandıracaklar. Onları satacak ya da pis, pörsümüş erkeklere peşkeş çekecekler… Kullandıktan sonra belki de organlarını da satışa çıkaracaklar. Her iki durumda da alıcı olduktan sonra mağdur ne yapabilir ki? Karşımızda sistemin örgütlü ahlaksızlığı var.
Peki ne yapabiliriz? Tek tek hiç!
Onlar örgütlü. Bizim de bu pisliğe karşı korkmadan karşı çıkmamız ve örgütlenmemiz gerekmiyor mu? “Nasıl örgütleneceğiz” diye sorduğunuzu duyuyorum. Galiba bunu ben de bilmiyorum ama doğrunun, adaletin yanında haksızlığa karşı direnmek ve dik durmak gerekir diye düşünüyorum. Bakın, ensest konusunda yürekli bir kadını yaptığı ifşaat, arkasından çorap söküğü gibi diğerlerini de getirdi. Onları ifşa etmekten, mağdurları sonuna kadar korumaktan başka bir çözüm gelmiyor aklıma.
Sonuç pis bir dünyada yaşıyoruz. Aslında dünya değil pis olan. İnsan denen yaratık. Para ve güç ihtirası aklını ve vicdanını satın alıyor insanın. Satılık olmamak, çocuklarımızı, geleceğimizi bunlardan korumak… Keşke başarabilsek.



