Ana içeriğe atla

FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

BİR YAZIN ARDINDAN; DOSTLUK, DAYANIŞMA ve GELECEĞE DAİR

BİR YAZIN ARDINDAN; DOSTLUK, DAYANIŞMA ve GELECEĞE DAİR


İstanbul, 01.09.2026

BİR YAZIN ARDINDAN; DOSTLUK, DAYANIŞMA ve GELECEĞE DAİR  

Sevgili Zehra,

Yaz ayları göz açıp kapayıncaya kadar geçti ve Sonbahar’la birlikte yine mektuplaşma zamanımız geldi. Tabii yaz boyunca sen Almanya’da olduğun için hiç görüşemedik, mektuplar da olmayınca bağlantımız sadece sesli mesajlarla sınırlı kaldı. 

Sana son mektubumu Haziran ayında kırık ayağımla tekerlekli sandalyede yazmıştım. Sen ise o günlerde benim gelemediğim Mardin’de kısa bir tatil ve bir kültür gezisi gerçekleştirdin. Haziran’ın ortasında yürümeye başladığım ilk gün özlemle 10 günlük bir deniz tatili için özlemle kendimi güneye attım. Ama nasıl bir ruh haliyle sana anlatamam. Annemi ilk kez bakıcıyla bırakma kararını günlerce düşünerek ve vicdan muhasebesi yaparak çok zor alabildim. Tabii senin de burada katkın çok. Bana önce kendimin nefes alması gerektiğini ve bu koşullarda kendim için bir alan yaratmak zorunda olduğumu hatırlattın durdun. Tabii en önemlisi sen de bana model oldun. Eşine bakım gerektiren bir konumda olmana karşın, ara sıra kendine alan açarak kısa tatiller yapmaya çalışıyorsun. Mardin de bunlardan biriydi. Bu durumun ne kadar zor olduğunu ikimiz de biliyoruz ama 10 günlük deniz tatili bana hem fiziksel hem de ruhsal olarak nasıl iyi geldi sana anlatamam. Vicdanım ise doktorun denize girersem eriyen kaslarımın hemen toparlanacağını söylemesiyle biraz rahatladı.

ESKİ ARKADAŞLA 80’Lİ YILLARA DÖNÜŞ VE DAYANIŞMA 

Ancak sonrasında tatil ve denizle ilgili pek bir şey yapamadım ama Temmuz ayı boyunca çok eski bir üniversite arkadaşımın sağlık problemlerini çözmesi için elimden geleni yaptım. Yıllardır Londra’da yaşayan arkadaşım eşini kaybetti ve çocuğu da yok. Ama kız arkadaş desteği belki aileden de çocuklardan da fazla olabiliyor, özellikle de bu yaşlarda. Hem tatilimin bir bölümünü onunla geçirdim hem de İstanbul’da ufak bir ameliyat da dahil olmak üzere onun bazı sağlık sorunlarını birlikte çözmeye çalıştık.

Tüm dünyada neo-liberal düzen, ne yazık ki sağlık sistemini de etkiliyor.sosyal devlete aktarılan kaynaklar azaldıkça, İngiltere’de bile hastalıklar ve ameliyatlar için verilen randevu süreleri uzuyor, sağlık hizmetlerinin niteliği de eskisi gibi olamıyormuş. Bu nedenle arkadaşım sorunlarını burada hızlıca çözme kararı almış. Tabii paramızın değeri de gittikçe düştüğü için sağlık turizmi yabancı ülkelerden gelenler için iyi bir alternatif.

Eski arkadaşlıklar o kadar farklı ki onunla sanki 80’li yıllara yeniden döndük ve hiçbir şey değişmemiş gibi zamanı durdurduk. Bu çok farklı bir psikoloji ve insana iyi geliyor. İnan 20’li yaşlarımızı yeniden yaşıyor gibiydik. Bazen eski arkadaşlarımızla buluştuk, bazen İstanbul’da Boğaz vapuruyla gezdik hatta bir kez Rumeli Kavağı’nda denize bile girdik. Hem de ameliyattan bir gün önce moral olsun diye.

Bu yaşlarda sağlık sorunları biraz artıyor belki ama ruhumuz o kadar gençti ki bu süreçte fiziksel olanı gölgede bırakmayı başardık ve tüm bu süreci gülerek, dalga geçerek ve yüksek bir moralle tamamladık. Ama anladım ki bizim kuşaklar için en önemlisi gelecekte bir kadın arkadaş ağı kurabilmek ve olabildiğince birbirimize destekle yaşamımızı aktif, üretken ve keyifle geçirebilmek. Tabii aramızda çocuğu olanlar da var ama ben şu anda hem bakım vermesi gereken bir kız evlat hem de anne olduğum için kızımın tüm zamanını asla bana ayırmaması gerektiğinin fazlasıyla bilincindeyim. Kendime ait bir dünyam ve tabii bir sanat alanıyla ilgili çalışmalarım olduğu için kendimi şanslı hissediyorum. Aksi halde anne olan kadınlar çocuklarından çok şey bekleyerek hayatlarını bazen hayal kırıklıklarıyla, yalnız geçirebiliyor.

KADINLAR İÇİN ALTERNATİF BİR YAŞAM ÖNERİSİ 

  Geleceğin Huzurevi Dostluk mu? 

Şu sıralarda rastladın mı bilmiyorum ama kadınlar sosyal medyada alternatif huzur evi planları paylaşıyor. Öneri şöyle;  birbiriyle anlaşan arkadaşlar, varsa evlerini kiraya verip daha büyük ve konforlu bir evde bir bakıcı ve aşçıyla, kendine ait odaları olan ama evin sosyal ortamını paylaşabilecekleri, sohbet edebilecekleri alanlar yaratarak alternatif kendi huzur evlerini yaratabiliyor. Evde yalnız, tek bir bakıcıyla yaşamaktan daha hoş bir seçenek olarak sunuluyor. Elbette bu modelde en önemli şey, benzer düşünce ve duyarlılık düzeyinde insanların saygı ve sevgi ilişkisiyle bu yola girmesi. Tabii hepimiz bağımsız kadınlar olarak bu öneriyi ilk başta biraz yadırgayabiliriz ama belli bir yaştan sonra ki annemi görüyorum ihtiyaç duyulan şey bağımsızlıktan çok daha farklı. Annem böyle bir grup içinde seyahatlerle benzer bir ortam yaratabildi. Ancak 95 yaşında neredeyse hiç arkadaşı kalmadığı, ciddi sağlık sorunları da yaşamadığı için neredeyse sıkıntıdan ölecek. İnsan sadece bakıma değil, ilişkiye, sohbete, ortak bir yaşama da ihtiyaç duyuyor. Daha erken yaşlarda kurulan böyle bir düzen bizim kuşaklar için nasıl olurdu bilemiyorum. Çünkü bizim arkadaşlıklarımız da sadece kendi kuşağımızdan olmuyor. Birkaç kuşak bir arada üretebiliyoruz ve keyif alabiliyoruz. Tabii farklı yetenekleri ve fiziksel kapasiteleri olan insanların birbirine desteği daha da fazla olabilir. Kim bilir kadınlar belki de gelecekte böyle ortak yaşam modelleri, kolektif yapılanmalar gerçekleştirebilir çünkü artık sonsuza kadar süren evlilikler olmadığı gibi yalnızlığı seçen kadınlar da artıyor.

Bu modeli kadınlar için düşünebiliyorum da nedense erkeklerin asla beceremeyeceğini tahmin edebiliyorum. Onlar hangi yaşta olursa olsun bir kadın bulup eş görüntüsünde kendine baktırmayı tercih eder gibi geliyor bana. Ayrıca o kadar erkeğin güç ve rekabet ortamı yaratacak böyle bir modelde yaşaması da zor gibi. Umarım onlar da zamanla böyle alternatif yaşam biçimleri üretebilirler çünkü kadınlar bağımsızlaştıkça ve ekonomik özgürlükleri arttıkça bir erkeğe ya da evlilik bağına ihtiyaçları da azalıyor Gelecekte her türlü kahrını çekecek, daha sağlamken bile bakım vereceği bir erkekle aynı evi paylaşmak istemeyebilirler. Geleceğin toplumları için sen ne düşünüyorsun? İnsanlar her türlü çöküşün ve ekolojik dengesizliğin yaşandığı bu ortamda gittikçe çocuk sahibi olmayı da sorgular hale gelmişken başka yaşam alternatifleri çıkacak mı dersin?

VE YİNE TİYATRO

Ağustos ayının son günleri benim için bu yıl Sabancı Vakfı’nın desteğiyle 10.su düzenlenen ‘’Müzede Sahne’’ etkinliğiyle sona erdi. 4 gün dolu dolu geçen bu festivalin söyleşi, interaktif tiyatro, performans ve mekana özgü bazı disiplinler arası işlerine katıldım. Akşam Boğaz’a karşı Fıstıklı Teras’ta ‘’Tiyatroyla Dönüşüm’’ temalı oyunlar vardı ancak hepsini gördüğüm için bunlara katılmadım. Etkinlik bir koktaille başladı ve orada da 2000’li yıllara giderek tiyatrocu ya da dans, performans odaklı işler yapan ve bir dönem birlikte de projeler yaptığım bir çok arkadaşımla buluşma şansım oldu. Bu buluşma o kadar güzeldi ki bu kez 20, 25 yıl geriye gitmek ve o günleri, alternatif işleri hatırlamak hepimize iyi geldi. Festival boyunca çoktandır görmediğim bazı sanatçı arkadaşlarımı görmek ve interaktif işleri deneyimlemek son sıralardaki sıkışmışlığımı tamamen yok etti. İçlerinden biri ki 2000’li yılların başında alanda birlikte çalışmıştık ‘’sanki onca kopukluktan sonra çok küçük de olsa yeniden bir toplanma yaşıyor gibiyiz’’ dedi. Evet özellikle pandemi sonrası kopan toplumsal bağlar bir şekilde ufak ufak geri geliyor hissi son sıralarda bende de var. Ama bu festival sanki hepimizi buluşturan ve sağaltan bir etki yarattı. Gözlerim hep seni aradı çünkü seninle ilişkilenmeyen çok az kişi vardı. Öğrencilerin, arkadaşların, meslektaşların…  Senin kulaklarını çınlattık.

Mektubum bu kez epey uzadı ama Yaz ayları da çok hızlı geçse de uzundu. Burada sana veda ederken Eylül’de ikimizin de bir şekilde fırsat yaratıp, son kez denizle buluşmasını dileyerek bitirmek istiyorum mektubumu.

Sevgiyle kal  

Picture of Tijen Savaşkan

Tijen Savaşkan

Tüm Yazıları