Yeni döneme merhaba…
Yazın rehavetini üzerimizden atma zamanı. Bir ay ara verdik Femtrak’a. İyi mi oldu bilmem ama galiba hepimiz biraz dinlendik. Hazırız yeni döneme.
Ağustosu bitirdik Eylüle fırtınayla girdik. Uçuyor ortalık. Yerler şimdiden yaprakla doldu. Kediler kuytularda, köpekler yine gölge peşinde. Kuşların sesi kayboluyor fırtınada… Biz ise bu rüzgara rağmen kan ter içindeyiz. Poyraz biraz alır nemi dedik ama nafile.
Gece penceremi açık bıraktım, tatlı bir koku uyandırdı beni. Dalları yatağıma eğilmiş incir ağacı, rüzgardan nefes alıp odama bırakıvermiş nefesini. Dolunaya doğru ilerleyen aya bakıp hüzünlendim. Eylül hüzün ayıdır ya. Ben de uydum bu usule. Düşündüm dünya hallerini. Doğa bir yandan hükmünü sürüyor. Yaşamak ne güzel diye düşündürüyor insanı.
Hele de barış varsa, aşk varsa, saygı ve sevgi varsa… Yatağına aç giren yavrular yoksa, bu güzel eylül sabahında bir baba bu gece eve yiyecek getirebilecek miyim derdinde değilse…
Haksız yere alıkonduğu bir hapishanenin parmaklıklarına yapışan ellerin kanı hasretten çekilmişse… Bir babaya yıllardır kayıp olan evladının kemikleri bir kutu içinde postadan gönderilmişse; sokak ortasında yine bir adam bir kadını yine acımasızca katletmişse… Ve yine savaş çığlıkları atılıyorsa…
Yaşamak güzel de cam kırıkları batıyor yüreğimize…



