FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

Güncel Dizilerdeki Kadınlar

Güncel Dizilerdeki Kadınlar

Sevilerek izlenen Bahar ve Kral Kaybederse ve dizilerinin ardından

Bahar duvarları kırıyor

Son zamanlardaki dizilere baktığımızda  kendilerini erkekler aracılığıyla var etmeye  çalışan ve güç ve zenginlik peşinde koşan ve güzel ve çekici görünmekten başka bir şey düşünmeyen kadınların sayısı çoğalırken, erkeklerden bağımsız olarak kendi yaşamlarını kendi belirlemeye  başaran güçlü kadınların da olduğunu  görüyoruz. Söz gelimi bir süre önce final yapan Bahar dizisinde yaşamını ailesine adamış olan Bahar’ın (Demet Evgar) bu yaşamdan kurtulup kendi yolunu bulması uzun ve sancılı bir süreçtir. Bahar doktordur ama mesleğini kendisini yıllarca ailesine adadığı için bir türlü gerçekleştirememiştir. Çocukları büyüdükten sonra bir gün yine mesleğine geri dönmeyi istediğinde herkesi karşısında bulur. Erkek egemen düzende kendi ayaklarının üstünde durmayı öğrenmesi çok zordur. Ama en zoru kendi kendini aşmasıdır. Çünkü ona yaşam boyu kadınların kendi için değil başkaları için yaşaması gerektiği öğretilmiştir. Özverili olmak, kendini gerekirse başkaları için feda etmek kadına atfedilmiş önemli bir değerdir. Ama Bahar kararlı ve dirençlidir, zaman zaman dibe vursa da doğru bulduğu yolda yavaş yavaş ilerler ve hayallerini gerçekleştirmeyi başarır. Kadının emeğini ve özverisini doğal bir hak gibi gören erkeklere gelince onların  bu dizide kendilerini nasıl yaşamın merkezi olarak gördükleri gösteriliyor. Erkek değil de kadın odaklı bir dizinin yapılması ve olumlu bir rol modelinin çizilmesi  bu diziyi değerli kılıyor.(Yönetmenler: Neslihan Yeşilyurt, Mehmet Can Bindal)

Kral’ın gölgesindeki kadınlar

Öte yandan bir çok dizide yine ataerkilliğin dayattığı kadın rolleri hiç sorgulanmadan tekrarlıyor. Erkek  kendini dünyanın merkezi olarak görerek baskın ve güçlü konumunu korurken, kadın erkekten başka bir yaşamın olmadığı kısır bir ortamda gösteriliyor. Söz gelimi büyük beğeni toplayan Kral Kaybederse dizisinde liberal görünüşlü karizmatik bir iş adamı (Halit Ergenç) dilediğince yaşarken özgürlüğüne hiçbir sınır koymaz. Karısını onun en sevdiği arkadaşıyla aldatır, sonra onu terk edip arkadaşıyla evlenir, sonra evlendiği kadını terk edip yine eski karısına döner. Terk ettiği yeni karısının sinir krizi geçirip akıl hastahanesine düşmesini umursamaz, bu arada başka kadınlarla da kırıştırır. Alt katmadan çok gayretli, çalışkan sevgi dolu bir kadınla Fadi ile (Merve Dizdar)  ona boş vaatlerde bulunarak  bir süre birlikte yaşar, ama karısıyla yaşamına da pervasızca devam eder. Kendini başkasının yerine koyma, empati duygusu sıfırdır. Tek hedefi gönlü çektiği gibi yaşarken kontrolün onun elinde olmasıdır, bu açıdan da insanları sürekli manipüle eder. Bu iş hayatında da farklı değildir. İşin tuhafı insanları ne kadar hayal kırıklığına uğrattığının, kırdığının farkında bile olmamasıdır… Kral kendi kafasına göre yaşar ve kendi kontrolü dışında hiçbir şeye izin vermezken, çevresinde fır dönen kadınlar sadece erkek odaklı yaşarlar. Biri bu nedenle neredeyse intihar eder, ikincisi meslek sahibi bir kadın mimardır ama  yaşamının tek hedefi bu adam olduğundan büyük krizler yaşar. Fadi ise nasıl aldatıldığını öğrendiğinde yıkılır, toparlanması çok zaman alır. Dizide Kral çok iyi çözümlenirken, kadınlar hep ikinci plandadır. Bu kadınların yaşamında erkekten başka bir şey yok gibidir. Bu nedenle de birbirleriyle hiç bitmeyen bir rekabet halindedirler. Dizide Kral karakteri her ne kadar olumsuz çizilse de kadınların konumu hiç sorgulanmaz. Erkek odaklı yaşamaları, kendilerini onun için feda etmeleri, erkek güçlü ve karizmatik biriyse çok doğaldır. Öte yandan Kral’ın travmatik geçmişi  onun davranışlarını neredeyse haklı kılar. Kral batıp da beş parasız kaldıktan ve onun gücüne tapan kadınlar onu terk ettikten sonra kendi içindeki yapıcı duyguları keşfederek çok olumlu bir dönüşüm geçirecek ve yaşamın anlamını  ve değerini keşfedecektir.  Ama kadınların böyle bir şansı bile yoktur. Onlar büyük olasılıkla anlamsız yaşamlarını yaşanır kılmak için  yeni güç ve heyecanların peşinde koşacaklardır. Sonuçta Kral Kaybederse erkekliği sorguluyor gibi görünse de yeniden üretiyor, kadınlar ise kaybedenler olarak kalıyor. 

Sanırım bu tür dizilerde  oyuncuların çok iyi olması, olayların varlıklı güzel mekânlarda geçmesi izleyiciyi kolaylıkla  büyüleyici bir dünyaya yönlendirerek hipnotize edebiliyor. Öyle olunca da kadının nasıl bir kıstırılmışlık içinde olduğunu, nasıl edilginleştirildiğini  görmekte ister istemez zorlanıyoruz. 

Picture of Zehra İpşiroğlu

Zehra İpşiroğlu

Tüm Yazıları