FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

KADIN VE ÇOCUK İSTİSMARINA HAYIR!

KADIN VE ÇOCUK İSTİSMARINA HAYIR!

Yeni dönemin ilk sayısında Editörden yazısını birlikte yazdık. 

Bir daha böyle bir yazıyı kaleme almamak dileğimizle:

KADIN VE ÇOCUK İSTİSMARINA HAYIR!

Yüzyıllardır, kadın cinsi, çocuklarıyla birlikte eziliyor ve her türlü istismara maruz kalıyor.

Hayatın her alanında kaderi hakkında karar verebilme hakkı elinden alınmış, sürekli istismara uğrayan bir cins dişi.

İnsan soyunun ilk ötekisi. 

İstismarın en kapalı yapılanı ise, cinsel istismar. Çünkü özellikle ve öncelikle, aile içinde ve en yakınlarımız tarafından gerçekleştiriliyor. 

Evlilik istismarın en açık ve kapalı yuvası. Üstü en hızlı kapatılanı. Evlilik ahlaki bir kurum çünkü. Kocası aracılığıyla kadın ‘diğer erkekler ’den korunuyor bu kurumla. Namusu, baba evinden koca evine emanet ediliyor. Ne büyük yanılgı!

Burjuva toplumunda evlilik, ya da birlikte yaşama genellikle resmi istismarın kalesi. Hatta her sınıftan kadın için geçerli bu gerçek. Evlilik yatağında, kadın, kocası her istediğinde, onunla sevişmek zorundadır. ‘Hayır’ deme hakkı yoktur.  Kadınlık vazifesidir çünkü. Çocukların durumu da en az anne kadar vahimdir. Erkek, ilişkinin her aşamasında ister sevgili, ister koca ya da ağabey olarak iktidarın tek temsilcisidir. Aile içi şiddet ve ensest, erkek figürünün kayıtsız şartsız egemenliği adına aile içinde ‘aile meselesi’ olarak gizlenir.

Anne, aile içi istismarda, cinsel şiddetten, kaba şiddete kadar her şeye göğüs germek zorundadır. Çünkü, gidecek yeri yoktur. Öncelikle maddi olarak gidecek yeri yoktur. Sonra toplumsal olarak ortada kalmıştır. Bu şiddetin baş sorumlusudur neredeyse.

Her türlü aşağılayıcı ifadeler, küfürler, kadın cinsiyeti üzerinden yapılmaktadır. Dünya, oturduğu masadan, evinin mülkiyetine kadar, erkeğindir.

Kadın, burjuva ahlakı ve hukuku tarafından kuşatılmıştır. Bütün ayıplar onundur. Yeter dediği yerde, sürü tarafından dışlanır.

İş hayatında aktif olarak yer almaya başlayan kadın cinsinin kapitalist kurumlar içinde uğramadığı istismar, mobbing yok. Kadınlar bir de bu gerçekle mücadele ediyorlar, yıllardır. İş arkadaşı olarak gördükleri erkekler onların, kariyerlerinde hayati rol üstleniyorlar. Kadınlar bu süreçte, bu baskıya karşı ne yapacağını bilemez halde, korkuyla evlerine dönüyorlar çaresiz. 

Son yıllarda ülkemizde, hayatın her alanında gerçekleşen bu istismara sesini çıkarmaya başlayan kız kardeşlerimiz, varlıklarını, entelektüel üretimlerini, emekleri tehdit eden eril zulme karşı, direnmekte, kahramanca karşı durmaktadırlar.

Bazılarına göre, katlanılması gerekene karşı, ifşa yolunu seçiyorlar. Çok iyi yapıyorlar. Kadın sesini çıkarmadıkça, zalim acımıyor, zulmünü büyük bir arsızlıkla artırıyor. 

Bu istismar ve tacizlere hala tam olarak sesini çıkaramayan hatırı sayılır bir grup var: Homoseksüel, lezbiyen, trans ve transgender 

bireyler. Hala cinsel taciz ve istismar karşısında haklarını savunmada, bazen en yakınları ve çoğunluk toplum tarafından yalnız bırakılan bu insanların yaşamı, iki yüzlü burjuva ahlakı tarafından aşağılanmakta ve en ufak bir olayda haksız görülüp, tehdit edilmektedirler. Çoğunlukla, kendilerini ifade edemeden bu dünyadan ayrılırlar. Tıpkı, kadınlar ve çocuklar gibi.

Kadınların susmaması, taciz, tecavüz ve her türlü istismarı açıkça ifade etmeleri, maddi ve manevi konumunu yitirme korkusu yaşayan istismarcı erkekler üzerinde caydırıcı bir etkiye sahip.

Bu direnişte, kadınların yanında yer alan, erkeklere ve kurumlara teşekkür ederiz. İnsana yakışanı gerçekleştirenler insan soyunun yüz akıdır.

Her hak ve koşulda hemcinslerimizin, farklı cinsel eğilimi olan kız ve erkek kardeşlerimiz ve çocuklarının yanlarındayız. Birlikteyiz. Onlarlayız.

femtrak