Figüratif sanatın ustalarından
SERAP MURATHANOĞLU EYRENCİ
Dr. Oya Abacı
Serap Murathanoğlu Eyrenci insanın insan olma ve insan olamama hallerini hicivsel yaklaşımının hakim olduğu üslubuyla harmanlayıp resimlerine taşıyan bir sanatçı. Sosyal olaylara kayıtsız kalmadı. Yeri geldiğinde eleştirel, yeri geldiğinde protesto eden toplumsal duyarlılığı her zaman yüksek bir sanatçı oldu. Tanık olduklarına susmak yerine onları anlatmayı tercih etmiş bir sanatçı.
İnsanları anlattı ama hep kendi insanlarını anlattı. Belleğinde depoladığı çok insanı vardı. Sokakta, otobüste rastladığı, hele ki vapurda onca sene karşısında oturan her türden, her kişilikten, bütün renkleriyle, bütün ifadeleriyle, biçimden çok özlerini gözlemlediği insanları vardı. Bu insanlar yalnızca gerçek yaşamdan gözlemledikleri değildi. İzlediği filmlerdeki, zihninde görselleştirdiği okuduğu romanlardaki karakterleri de gerektiğinde çıkarmak üzere belleğinde depoladı, orada sakladı, bir gün hepsinin resimlerinde anlattığı konularda yeri olacaktı. O zaman belleğinden çıkacak, süzgeçten geçirerek tuvale aktarılacaktı.
Figür resminden hiç vazgeçmedi, önceleri teatral mekân içinde konumlandırılmış figürleri betimledi. Sanatta yeterlilik tezinde de kullandığı teatral mekân kavramı, tek noktadan bakış ve o mekân içinde birbirleriyle ilişkilendirilmiş figür düzenlemeleri sanatçıyı bir süre sonra mekân kavramını sorgulamaya itti. Mekân kullanımı anlatımını sınırlıyordu, oysa O, her zaman ve her yerde geçerli olan insan ilişkilerini anlatmak istiyordu. Onun resimleri zamansız ve mekânsız olmalıydı.
Resimlerinde 1998-2000’li yıllardan sonra teatral mekân ortadan kayboldu. Mekân yerine sadece figürler ön plana çıktı.
Resimlerinde “Minyatür ve Çağdaşı Resim Sanatı Üzerine Bir İrdelem” adlı sanatta yeterlilik tezinde incelediği, minyatürlerdeki hiyerarşi düzenini konu bağlamında kullandı. Konuyu nasıl vurgulamak istiyorsa kişileri de ona göre yerleştirdi. Başrolde olanla yan rolleri kompozisyon içine yerleştirirken kurulan bir hiyerarşiydi bu.
Merkezdeki figür ile sağlı sollu ilişkili figürler, kendi içinde bir perspektif oluşturuyordu. Elbette bilimsel bir perspektif kullanmadı. Kendi kafasındaki perspektifi uyguladı. Çünkü fotografik bir gerçekçilik değildi yaptığı. Bu tür gerçekçilikle hiç ilgilenmedi.
Bilimsel perspektif yerine konunun anlamına göre düzenlemeler yaptığı, vurgunun tamamen figürler üzerinde olduğu resimlerinde, mekân figürlerden bağımsız yalnızca bir aksesuar olmuştu artık.
Sanatçı için renk hiçbir zaman amaç olmadı, bu anlamda renkçi denilemez. Sıcak renkleri tercih etse de gene de renk kullanımında gerçekçi olduğu görülüyor. Rengi yalnızca biçimi renklendirmek için kullandı, biçimi deforme etti ama rengi gerçeklikten koparmadı.
Resimlerinde kimse poz vermedi, Sanırım akıcı çizimlerin nedeni de bu. Figürlerin hiç biri donuk değil. Hareketli. Bilinçli olarak çizgiyi tercih etmesinin nedeni de bu olsa gerek.
Bir söyleşimizde, “Hiçbir zaman modle ressamı olmadım”. Hep çizgiyi tercih ettim.” Dedi.
2015’ten sonra desen ve çizgi tutkusu O’nu yeni bir sorgulamaya yöneltti. Deseni “neden tuvalde de kullanmayayım” dedi. “Neden çalışmalarım kâğıt ve tuval resmi diye ikiye bölünsün diye düşündü.” Sonunda kâğıt üzerine desen ile tuval resmini birleştirdi. Bununla da yetinmedi malzemeleri de birleştirdi. Akrilik üstüne pastel ile çizgiyi kullandı. Marufle edilmiş tuvale (tuval yüzeyine preslenmiş yapıştırılmış resim kâğıdı) tuvale tarama uç ile çalıştı. Sulandırılan kuru boyayı ve mürekkebi kullandı. Zaman içinde çizgi de değişti. 2000’lerde çizgiyi daha karışık, dağınık kullanıyorken, şimdi çizgi daha sadeleşti ama dokudan vazgeçmedi.
Sanat yolculuğunda vardığı son durakta yağlıboyadan uzaklaşmanın kendini özgürleştirdiği duygusuyla kendi seçimi olan malzemelerin birlikteliğini, küçük boyutlu değişik yüzeylerden, 160x130cm.’e kadar büyük boyutlu tuvallere uyguladığı çalışmaları var.
İ. D. G. S. A. (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) profesörlerinden olan sanatçı, emekli olduktan
sonra kişisel atölyesinde çalışmalarını sürdürüyor. Açtığı kişisel sergilerinin yanında, çok sayıda ulusal
sergilere ve uluslararası bienallere katıldı. Müzelerde ve çeşitli resmi ve özel koleksiyonlarda yapıtları
bulunmaktadır.



