ZÂHİR
açılır musluk dökülür pareleriniz gözyaşı kadar saydam
fiber optik kablolara bağlanan yaşam, oysa ölüm var
kusursuzlaşan kibrin arkasında dağ gibi katı kaskatı bir lav
belki öncesiz ve sonrasız bir nehirde akıp giden o rab
seni başka yüzyılın ceset yüzünde daha kaç kaplan kurtarır
zâhiri kalabalıklarda kaybolurken içimdeki amazon üşür
rengini kıştan alan baykuşlar öter tel örgüler ardında
akşam olur metrolar kararır ruhun derin sularda yüzmekte
köpürür ha köpürür dalgalar karga burunlu adamların kazıklarıyla
dikilir sancaklar kurulur otağlar bir süs davulu değil bu
sesleri oyup çıkaran evliyanın boş hükmü, iplenilmez öğüdü mevlevinin
kapanır ufuk biter tüm seyrüseferler denizlerin dillerinde kızgın kilit
bir yalancı varsıllık kalır
Güler Kalem


